Duyuru:

Web sitemize hoş geldiniz, umuyoruz ki web sayfamızı beğenirsiniz ve her zaman misafirimiz olursunuz.

Duyurular etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Duyurular etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Aralık 2013 Pazar

Türk kahvesinin faydaları


24 Aralık 2013 Salı

Bu bilgiler hayat kurtarır



İnsan vücudunda birbiriyle ilgisiz gibi görünen bağlantılar, sağlığımızla ilgili ipuçları veriyor.Bunlardan biri, ses ve boy arasındaki ilişki. Son yapılan araştırmalar, bir insanın sadece sesini duyarak boyu hakkında fikir sahibi olabileceğimizi ortaya koyuyor.Alt gırtlak titreşimi adı verilen ve alt solunum yollarından çıkan ses, boy uzadıkça, azalıyor. Bu da, uzun boylu insanların alçak sesle konuşmasını açıklıyor.

Gözlerin arkasındaki küçük damarlar ise, beyin sağlığı hakkında ipucu veriyor. Bir araştırmaya göre, göz damarları daha geniş olan orta yaşlı insanlar, zeka testlerinde düşük puan aldı.
Başka bir ilginç gerçek de, ciltteki kırışıklıklarla ilgili.Kalp hastalıkları riski ve cilt üzerinde ilişki üzerine bir grup insan üzerinde yapılan bir araştırmaya göre, vücudunda en az kırışıklık bulunan kişilerin, daha düşük, yüksek tansiyon ve kalp hastalığı riski taşıdığı tespit edildi.

2012 yılında yapılan bir araştırma, diş sağlığı ve bunama arasındaki ilişkiyi ortaya koyuyor. Çiğneme kabiliyeti daha iyi olanların, bunama riskine daha az maruz kaldığı tespit edildi.
Aort damarındaki esneklik, yakında parmaktan alınan nabız ile ölçülebilecek. Bu damardaki sertleşme, kalp krizinden ölüm riski veya inme riskini artırabiliyor. Daha önce sadece kasık bölgesindeki damarlar incelenerek bu sertleşme gözlemlenebiliyordu.
Tayvan’da yapılan bir araştırma ise, uyku apnesi şikayeti olanlarda, apne sonrası 5 yıl içinde glokom denilen ve körlüğe yol açabilen bir hastalığa yakalanma riskinin iki kat fazla olduğunu gösteriyor.
Uykuda rahat nefes alamama sonucu meydana gelen oksijen kaybı, göz sinirlerine hasar veriyor. Kandaki gaz seviyesini normalin üstünde artırıyor. Her iki durum da glokoma yol açıyor.
Vücuttaki başka bir bağlantı ise dudaktaki uçuk ve hafıza arasında.
Yapılan bir araştırmaya göre, uçuk ve Alzheimer ve bunama arasında bir bağlantı var. 8 yıl boyunca 59 ve 79 yaşları arasındaki insanlar üzerinde yapılan araştırmada,uçuk virüsüne maruz kalanların hafızasının daha da kötüleştiği tespit edildi.
İşaret parmağının boyu ise kanser riskini ölçmeye yarıyor.İşaret parmağı daha uzun olanların, prostat kanserine yakalanma riskinin daha az olduğu araştırmalarla belirlendi.

Daha önceki araştırmalarda da uzun yüzük parmağının kalp rahatsızlıklarını azalttığı, sınavlarda başarı şansını artırdığı gibi olumlu yanlarından söz ediliyordu. Türkiye’de prostat kanseri akciğer kanserinden sonra ikinci sırada yer alıyor.
El parmaklarınızın kişiliğiniz hakkında bir çok gerçeği ortaya çıkarttığını biliyor musunuz?
İngiltere’de piyasaya çıkan 'The Finger Book' (Parmak Kitabı) adlı kitapta, birçok özelliğimizin parmak yapısına ve parmak uzunluğuna bağlı olduğu ifade ediliyor.

19 Aralık 2013 Perşembe

Fındığın bilinmeyen faydaları

Fındık ve fındık yağı vücutta karbonhidrat protein ve yağ metabolizmasında düzenleyici olarak görev yapan bazı B gurubu vitaminler için önemli bir kaynaktır.Vücudun ihtiyacı olan proteini fındık karşılar.Vücutta artık madde bırakmadan protein verir ve vücudun normal çalışmasına, zayıf düşmemesine yardımcı olur.İnsanlarda kalp sağlığı üzerine yapılan birçok araştırmaya göre, fındıkla beslenmenin kandaki LDL yani kötü kolesterol oranını düşürdüğü belirtiliyor.Yüksek kolesterol kalp hastalıklarına sebep olan rahatsızlıklardan sadece biri, yani Fındık LDL kolesterolünü düşürme özelliğine sahip ve oldukça yararlı bir gıdadır.Fındık vücutta artık madde bırakmadan protein verir ve vücudun normal çalışmasına, zayıf düşmemesine yardımcı olur.
Fındık ve fındık yağı E vitaminin bilinen en iyi kaynağıdır. Bu vitaminin kalp ve diğer kasların sağlığı ve üreme sisteminin normal çalışması için gereklidir.
Fındık, kalbi güçlendiren ve bazı kanser türlerinden hücreleri koruyan E vitamini içerir. E vitaminin katarakt oluşumunu engellediği de varsayımlar arasındadır.

Hastalığın ardından nekahet dönemlerinde ve ayrıca bütün gün bedeni ve zihni yıpranmalarla karşı karşıya olanlara yardımcıdır.
Fındıkta ve fındık yağında E vitamini yüksek, çok çift bağlı doymamış yağ asidinin az olması vücutta özellikle kalp dokularındaki hücrelerin korunmasını sağlamaktadır.


İçeriğindeki demir kansızlığı, sindirim ve dolaşım sistemi bozukluklarını önlemede yardımcı olur.
Fındık, Omega 3 ve E vitamini kaynağıdır. Fındık doymuş yağ kadar doymamış yağ da içerir.Fındıkta bulunan E vitamini, doğal antioksidan olduğundan, ürüne dayanıklılık sağlaması yanında beslenme açısından da büyük öneme sahiptir.
Fındık ve fındık yağının kemiklerin ve dişlerin yapımı için gerekli olan kalsiyum kan yapımında görev alan demir büyüme ve cinsiyet hormonlarının gelişmesinde rol oynayan çinko için en iyi kaynaklarında birisidir.
Fındık ve diğer çerezler çok yağ içerir. Hemen hemen % 80'i yağdır. Bu yüzden günde 1 avuçtan fazla (5-10 gram) tüketmek, kilo sorununa götürebilir.
Diyet uzmanları, kalp hastalıklarıyla ilgili sıkıntıları olanların, her gün avuç içi kadar (5-10 gr) fındık yenilmesini öneriyor.Ayrıca fındıkta bulunan tuz, normal suda bulunan miktardan daha düşüktür. Özellikle tuz bakımından düşük beslenme programlarında ve yüksek tansiyonu olan hastalarda fındık tüketiminin fazla sorun olmayacağı da görülmektedir.
Fındık vücutta karbonhidrat protein ve yağ metabolizmasında düzenleyici görevleri olan bir kısım B grubu vitaminler yönünden zengin bir kaynaktır. B1, B2 ve özellikle B6 vitamini fındıkta bol miktarda bulunur.Diyet lifi (posa) ve pektinler, fındıkta %1-%3 oranında bulunur. Bu bileşikler bağırsakta kimyasal bileşiklerin toksik etkilerini, kalın bağırsak hastalıklarını, kabızlığı ve kalp rahatsızlıklarını önler, kan şekerini düşürür.







13 Aralık 2013 Cuma

Hizmеt Edеn misiniz Edilеn mi?



Bir savaş dönüşündе mola vеrilmiş, öğlе yеmеği hazırlamak istеyеn ashab kеsеcеklеri koyunun hizmеtini konuşuyorlar.Biri, bеn koyunu gеtirеyim, ötеki bеn dе kеsеyim, bir başkası da еt hazırlamada görеv alayım, dеrkеn Allah Rеsulü dе oturduğu yеrdеn kalkıyor vе şöylе diyor:



Bеn dе ötеlеrdеn odun toplayıp da atеşi yakayım. Diyorlar ki:
- Haşa, yâ Rеsulallah! Siz oturun, biz hizmеtin hеpsini dе yapar huzurunuza gеtiririz!
Şöylе buyuruyor Allah Rеsulü:
- Bilirim ki siz bütün hizmеti yapar, ayağıma gеtirirsiniz. Ancak bеn başkaları hizmеt еdеrkеn, sеyirci kalmak istеmеm. Bеn dе hizmеt еdеnlеr arasında yеrimi almayı tеrcih еdеrim. Sеyirci kalmak bana ağır gеlir. Hizmеt еtmеk mutluluk vеrir.


Allah Rеsulü hizmеt еdilеn dеğil dе еdеn olmayı böylе tеrcih еdiyor, tükеtеn dеğil dе ürеtеndеn olmayı böylе ibrеtimizе sunmuş oluyor.
***
Bir mеclis biri hakkında konuşuluyor. Biri şöylе söylеdi:
- Bеn onunla hacca gittim, çok ibadеt еdеn birisidir. Hеr konaklamada hеmеn namaza durur, çok ibadеt еdеrdi.
Biri şöylе sordu:
- Hеr konaklamada ibadеt еdеrdi dе dеvеsinin yеmini, suyunu kim vеrir, kеndisinin hizmеtini kim yapardı?
Cеvap:
- Hizmеtini biz yapardık.
- Dеmеk ki siz ondan çok ibadеt еtmişsiniz! Çünkü o, hizmеt еdilеnlеrdеn olmuş, siz isе hizmеt еdеnlеrdеn.
***

Bu konuda еn çarpıcı bir misal dе mеşhur Bağdat vaizi Yahya bin Muaz'ın kardеşinе söylеdiklеrindе. Mеkkе'dе mücavir kalan kardеşi göndеrdiği mеktubunda dеr ki:
Mеkkе'dе durumum çok iyi. Bir dе hizmеtçim var, bana çok iyi hizmеttе bulunuyor.
Hicri 235'in ünlü vaizi kardеşinе göndеrdiği cеvabında şöylе ikazda bulunur:
Hizmеt еdilеn olmakla iftihar еtmе dе hizmеt еdеn olmakla iftihar еt. Zira hizmеt еdilmеk Allah'a mahsustur. Hizmеt еtmеk dе kula mahsustur. Sеn Allah'a mahsus sıfatla muttasıf olmayı düşünmе dе kula ait sıfatla muttasıf olmaya çalış.
Bizim halimiz nasıl, durumumuz nеdir? Hizmеt еtmеyi mi tеrcih еdiyoruz, yoksa hizmеt еdilmеyi mi? Allah'a mahsus sıfat mı, yoksa kula mahsus sıfat mı?

8 Aralık 2013 Pazar

Bugünkü Hayallere yolculukda

Bugünkü Hayallere yolculukdaBugün dışarı çıkmıştık yolda tramvaya bindik, tramvayda tam oturmuştum dedim bi telefonuma bakiyim saate aa bide ne görsem wifi yani internet var tramvayda. o kadar mutlu oldum ki bunun için Konya Büyükşehir Belediyyesine teşekkür ederim. Tramvaydan indikden sonra otobüse bindik telefonumu açtım belki otobüsdede internet olur ama yoktu neyse umud ederim ki bi gün otobüslerde de tramvaydakı gibi internet olur Konya Büyükşehir Belediyyesi inşallah bu hususdada bir şeyler yapar wifi konusunda .

6 Aralık 2013 Cuma

çocuğunuz okula hazır mı?

Çocukluk Dönemi Korkuları

Çocukluk Dönemi Korkuları
Korku kelimesi, çocuklarımızdan sık duyduğumuz ve kimi zaman nasıl bir yaklaşımda bulunacağımızı bilmediğimiz durumlarla bizi karşı karşıya getirir. Genel bir bakışla korku; algılanan bir tehlike, tehdit anında hissedilen ve gerilim, güçlü bir kaçma veya kavga etme dürtüsü, hızlı kalp atışları, kaslarda gerginlik, v.b. belirtilerle yaşanan yoğun bir duygusal uyarılmadır.
Korku, çocuğun gelişim sürecinde var olan bir duygudur. 6 aydan itibaren bir bebek yabancı nesneler, yerler ve kişilere karşı korku geliştirebilmektedir. Birincil bakıcıları (genellikle anne ve baba) olmaksızın bebek farklı ortamlara tepkiler verir. Yeni tanıdığı, tanıştığı kişilere ağlayarak yaklaşır, anneyi arar. Bu doğal gelişim sürecinin bir sonucudur. Bebeğimizin çevreye olan algısı artmış ve tanıdık-tanımadık sınıflandırmalarını değerlendirmeye başlamıştır artık. Yabancılık çekme ve ebeveynden ayrılmaktan kaçınma 2 yaşa kadar devam eder.
2 – 5 yaş arası çocuklar ebeveynden ayrılık ve terk edilme dışında farklı korkular da geliştirmeye başlamıştır. Bu korkular; çeşitli hayvanlar, yüksek ses ve karanlığa yöneliktir.gelişim dönemi korkularında anne babalara düşen görev bu korkuları doğal olarak algılamak ve bu korkulara odaklanmamaktır. Böyle olduğu takdirde çocuk anne babanın tepkilerinden korkuların yersiz olduğu mesajını alır. Tam tersi durumlarda ise, örneğin anne ve babaların bu korkulara odaklanması halinde, “birşey yok, eğer çok korkuyorsan yanımda kal….” Şeklindeki tepkileri çocukların aklında çeşitli sorular bırakabilir. Örneğin çocuk; “baka annem/ babam da bu korkuyu önemsiyor, demek ki gerçekten kötü bir şeyler var” şeklinde düşünebilecektir. Eğer gece yatarken çocuğumuz karanlıktan korkuyorsa hafif bir ışık açık bırakılıp odasında yatması sağlanmalıdır. Eğer korku objesi bir hayvan ise; anne babalar bu korkuyla başa çıkmayı çocuklarına aldıkları oyuncaklarla sağlayabilirler. Aynı zamanda çevrede karşılaşılan hayvanlara karşı anne babaların çekingenliği de çocuklar tarafından dikkatlice gözlenecek ve öğrenilecektir ki bu durum korkuların doğal korkudan patolojik korkulara (fobilere) geçişine neden olabilmektedir.
İlkokul çağlarına gelindiğinde, çocuk gelişimsel olarak farklı korkularla yüzleşebilmektedir. Bu korkular ebeveynlerin ölümü, okulda aşağılanma gibi daha çok soyut kavramlara yöneliktir. Bu dönem korkularıyla başa çıkmada çocuğun geçmiş yaşantısı ve ebeveynlerinin tutumları önem kazanmaktadır. İlkokul çağları çocuğun soyut düşünce yeteneğinin geliştiği, sosyalleşme ve bireyselleşmenin önem kazandığı dönemdir. Bu dönemde çocuk artık kişiliği ve kimliğini çevreye kanıtlama, ebeveynden uzaklaşma eğilimindedir. Ebeveynlerinin daha önceki dönemlerde verdiği sorumluluk alma becerileri, çocuğun bireyselleşmesini destekleyecek, hızlandıracaktır. Elbette ki bu yeni dönemde oluşan sosyal yaşam ilişkin korkular doğaldır.
Çocukluk döneminde ortaya çıkan ve psikiyatrik sorunlar diyebildiğimiz korkular ya da yaygın kaygı halleri vardır ki anne babalar bu korkuları iyi ayırt ederek, müdahale ve desteği geç kalmadan çocuklarına sunmalılardır.
Zaman zaman çocuklarımızın çevresindeki tüm değişikliklere ve olaylara yoğun bir kaygı ve korku ile baktığını fark edebiliriz. Bu kaygılar huzursuzluk, aşırı heyecan duyma, kolay yorulma, düşünceleri yoğunlaştırma zorluk çekme ya da zihnin durmuş gibi olması hali, irritabilite/duygusal hassaslık, kas gerginliği ve uyku problemleri ile kendini gösterebilir. Çocuk kaygısını kontrol etmekte zorlanır. Kaygı durumuna fiziksel yakınmalar da eşlik edebilir. Bu tür durumlar çocuğun yaşam kalitesini olumsuz yönde etkilemektedir. Çocuklarımız içsel sıkıntı ve streslerini zaman zaman sözel olarak dile getirememekte ve davranışları ile yardım çağrısında bulunmaktadırlar. Bu yardım çağrıları anne babalar tarafından dikkatlice değerlendirilmeli ve duyarlılıklar karşılanmalıdır.
Yaygın Anksiyete Bozukluğu olarak tanımlanan psikiyatrik tablo çok hafif tedirginlikten dehşet ve panik derecesine kadar değişen yoğunluklarda olabilir. Bu aşamaya gelen anksiyete kişiyi koruma düzeneklerinden biri olma özelliğini yitirir ve kişinin başa çıkması gereken bir sorunu haline gelir.
Belirtileri ruhsal ve bedensel belirtiler olarak iki ana grupta toplanır.
1. Bedensel Belirtiler
Kan basıncının ve kalp atışının artması
Kas gerilmesi
Ürperme
Gözbebeklerinin büyümesi
Derinin solması ya da kızarması
Terleme
Sık tuvalete gitme
Öğürme, geğirme, kusma
Boğazda düğümlenme
Hava açlığı
Sersemlik hissi
Uyuşma ve karıncalanmalar
Uyku bozukluğu
2.Ruhsal Belirtiler
Huzursuzluk
Aşırı heyecan
Endişe
Düşünceleri toplamada güçlük
Zihnin durması hissi
Denetim yitirme
Çıldırma veya ölüm korkusu
Anksiyete bozuklukları kalıtsal, biyokimyasal ve çevresel faktörler, çeşitli hastalıkalr ve ilaçlara bağlı olarak ortaya çıkabilir, fakat bazende belirli hiçbir neden bulunmaz.
Anksiyetenin toplumda görülme sıklığı % 5-10 oranında belirtilmaktedir. Tedavisinde anksiyolitikler, antidepresanlar kullanır ayrıca medikal tedaviye destek olarak psikoterapi uygulanması yararlı olur.
Anne-babaların çocuklarına verdikleri güven duygusu ve çocuklarının özgüvenini sağlayıcı onurlandırmalar, anksiyete bozukluğu tedavisinde uzmanlara yardımcı olacaktır. Aynı şekilde çocuğun kaygısının okulda ki performansını da etkileyeceği göz önüne alındığında, tedavide aile-okul-uzman işbirliği gereklidir.

Çocuğumun Şımarmasını Engellemek İçin Neler Yapabilirim?



Çocuğumun Şımarmasını Engellemek İçin Neler Yapabilirim?

Mutlu bir hayat sürmesini istiyorsunuz ve onu canınızdan çok seviyorsunuz. Fakat şımarık bir çocuk olması an meselesi. Şımarık çocuk , şımarık insan , başarısız ve kompleksli bir birey demektir. Çocuğunuzu şımarıklıktan korumak için yapmanız gerekenleri sizin için listeledik.

Sınırlı Hayır Deyin
Çocukluk döneminde çocuğunuza sınır koyamazsanız yetişkinlikte de sınır problemi yaşayacaktır. Böyle olmasını istemiyorsanız gerektiğinde ona “Hayır” deyin. Çocuklar hayır karşısında ağlayıp üzülebilirler. Ama unutmayın ki sizin amacını çocuğu her zaman mutlu etmek değil, doğru şekilde mutlu olabilmesini sağlamaktır.

Tutarlı Olun
Bir gün evet dediğiniz şeye ertesi gün hayır demeyin. Tutarlı olmanı onun size güvenini arttıracak ve haklarını bilmesini sağlayacaktır. Tutarlı yetişen çocuklar büyüdüklerinde haklarını daha iyi savunurlar.

Adil Olun
Çocuğunuza karşı hata yaptığınızda düzeltin ve önemli olanın doğru olanın yapılması gerektiğini ona öğretin. Herkesin hata yapabileceğini doğru bir şekilde anlatın.

Sesinizi Yükseltmeyin
Daha fazla bağırabildiğiniz için kazandığını düşünmemeli. Sesinin yüksekliğinin değil kullandığı kelimelerin önemini bilmeli.

Umursamayın
Her istediğini elde edemeyecek, ne kadar ağlarsa ağlasın ilgilenmeyin. Sadece konuştuğu zaman dinleyin ve bağırarak konuşuyorsa, bu şekilde onunla anlaşamayacağınızı anlatın.

Sebebini Anlatın
Çocuğunuza her hayır kelimesinin sebebini anlatın. Sağlığına zararlı olabileceğini, şu an doğru zaman olmadığını ve bunun gibi durumları doğru bir şekilde açıklayın.

Hırçınlıklarında Onunla İletişim Kurmaya Çalışmayın
Hırçınlık ve ağlama bazı zamanlar çocuğun şov davranışıdır. Öyle zamanlarda onu yalnız bırakın. Sakinleşince konuşabileceğinizi söyleyin. Siz onun şovunu izlemezseniz o da sergilemeyi terk edecektir.

Her Şeyi Çocuğunuza Sormayın
Çocukların fikirlerine saygı duyun ama herşeyi çocuğunuza sormayın. Bazı konularda sizin aldığınız kararlara uyabilmeyi öğrenmeli. Evde alınan kararlara uyamayan çocuklar toplum kurallarına da uymakta zorlanırlar.

1 Aralık 2013 Pazar

hayal dünyasında yaşamak

Hayal dünyasında yaşamak derken bazılarına göre çok zor olan hayalleri gerçekleştirmek, hayalinde bile olsa çok güzel olacağını düşünerekden hayallere dalmaktır, Ama bazı insanlarda vardır ki hayal kurarlar ve  bu hayalin mutlaka bi gün gerçekten  gerçekleşeceğini umut ederler,  Hayallerini kurarken insanlar bazıları bunu resimde ifade eder, bazıları gözlerini kapatarak düşler alemine yani düşler ülkesine gider..Umutla yaşamak yarına umutla bakmak insanı ayakta tutar hayallerinizden asla ama asla vazgeçmeyin. siz siz olun  hayal kurun ve umutla bekleyin bakarsanız bı gün gerçekten gerçekleşir tabikide nasibinizde varsa. :) sağlıcakla kalın...


17 Kasım 2013 Pazar

elma suyu

Elma suyunun bilinmeyen faydaları

Günde bir bardak elma suyu içmenin vücuda sağladığı etkileri biliyor musunuz?

Elma suyunun faydalı saymakla bitmez.Tabi ki katkısız olması şartıyla. Günde bir bardak elma suyu içerek hastalıklardan korunabilir bağışıklık sisteminizi güçlendirebilirsiniz.


- Aç karnına içildiği zaman vücuttaki toksinlerin atılmasına yardımcı olur.
- Kalbi güçlendirir.
- Bağırsakları çalıştırır.
- Cildi güzelleştirir.
- Tatlı ihtiyacını azalttığı için rejim yapanların tüketmesinde fayda vardır.
- Kolesterolü dengeler.
Elma suyunun bilinmeyen faydaları

Günde bir bardak elma suyu içmenin vücuda sağladığı etkileri biliyor musunuz?

Elma suyunun faydalı saymakla bitmez.Tabi ki katkısız olması şartıyla. Günde bir bardak elma suyu içerek hastalıklardan korunabilir bağışıklık sisteminizi güçlendirebilirsiniz.


- Aç karnına içildiği zaman vücuttaki toksinlerin atılmasına yardımcı olur.
- Kalbi güçlendirir.
- Bağırsakları çalıştırır.
- Cildi güzelleştirir.
- Tatlı ihtiyacını azalttığı için rejim yapanların tüketmesinde fayda vardır.
- Kolesterolü dengeler.

Copyright @ 2013 Hayallere Giden Yol. Designed by Elementx | Love for Siristatlı