Duyuru:

Web sitemize hoş geldiniz, umuyoruz ki web sayfamızı beğenirsiniz ve her zaman misafirimiz olursunuz.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Haziran 2014 Pazartesi

Atalay: Gül ve Erdoğan yeniden değişim yapmalı


Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, Başbakan Erdoğan ile Cumhurbaşkanı Gül'ün yeniden değişim yapması gerektiğini vurguladı.

Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, Kanal 7’de Mehmet Acet'in sunduğu Başkent Kulisi'nde Cumhurbaşkanlığı seçimlerine ilişkin dikkati çeken açıklamalar yaptı.
Cumhurbaşkanlığı adayının Başbakan Erdoğan mı olduğuna ilişkin soruya Atalay, “Tüm mekanizmalarımızın daha çok genel başkanımızın cumhurbaşkanı adayı olması gibi bir iradesi çıktı ortaya. Bunu resmen açıklamadık. Resmi karara dönüşmüş değil. Daha da ötesi Başbakanımızın kendisiyle ilgili bu kararda henüz bir irade beyanı söz konusu olmadı” dedi.

‘Aralarında değişim yapmalılar’

Tüm planların Ak Parti’nin güçlü şekilde yoluna devam etmesi için yapıldığını belirten Atalay şöyle devam etti:

“2015 seçiminde de zorluk çekmeyeceğimiz formül gerekiyor. Tekrar Cumhurbaşkanımızla Başbakanımızın yine bir değişimi sağlaması, bu defa Cumhurbaşkanlığına Başbakanımızın gitmesi ama kongrede Abdullah Bey’in Cumhurbaşkanımızın ikna edilerek, tekrar partinin başına gelmesi, 2015 seçimini yürütmesi ve ondan sonra güçlü bir şekilde çıkarak Anayasa değişikliğinin ve diğer değişikliklerin yapılmasıdır.”

‘Adayımız Tayyip Bey’dir’

Atalay “Abdullah Bey’in ikna edilerek tekrar partimizin başında bulunması, bu seçimi bizim için çok daha rahat şekle getirecek. Hatta önceden bunun, stratejinin açıklanmasının çok daha faydalı olacağı kanısındayım. ‘Adayımız Başbakanımız Tayyip Bey’dir. Partimizin geleceğinde, kendisi ikna edilerek kongremize genel başkan olarak Abdullah Bey’in seçilmesi sağlanmıştır. Geçiş dönemi Başbakanlığı şu tarafından yürütülecektir’ gibi açıklama hem topluma güven verecek, hem de pati tabanında büyük bir rahatlık sağlayacaktır” diye konuştu.

17 Şubat 2014 Pazartesi

Erdoğan meydanlara iniyor


AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, yerel seçimlere hazırlık kapsamında partisinin mitinglerini Sivas'tan başlatacak.

AK Parti, 30 Mart'ta yapılacak yerel seçimler öncesinde büyükşehir, il, ilçe ve belde belediye başkan adaylarını kamuoyuna duyurmasının ardından, belediye ve il genel meclisi üyelikleri için başlatılan aday belirleme çalışmalarını da önemli ölçüde tamamladı.

ANKARA'DAN BAŞLAYACAK

İl başkanlıklarının gönderdiği listeler üzerinden çalışmalarını sürdüren ve önümüzdeki günlerde il genel meclisi ve belediye meclis üye adaylarını açıklaması beklenen AK Parti, seçim
kampanyasının açılışını Ankara Arena'da düzenlenecek programla yapacak.
İLK MİTİNG SİVAS'TA Genel Başkan ve Başbakan Erdoğan, belediye başkanı aday adaylarının katılımıyla düzenlenecek programda, seçim beyannamesini açıklayacak.

Erdoğan, AK Parti'nin seçim mitinglerini 22 Şubat Cumartesi Sivas'ta başlatacak, Erdoğan aynı gün Yozgat'ta bir miting düzenleyecek. 23 Şubat Pazar günü ise Erdoğan, Afyonkarahisar ve Kütahya'da vatandaşlara seslenecek.

27 Ocak 2014 Pazartesi

'Erdoğan bunu yaparsa yolsuzluk dosyaları kapanacak'


Mustafa Kartoğlu, Ahmet Turan Alkan'ın CNN Türk'teki sözleri hakkında ilginç değerlendirmelerde bulundu...

Zaman Gazetesi'nin, son haftada tehdit dolu yazılarıyla dikkatleri üzerine çeken yazarı Ahmet Turan Alkan'ın CNN Türk'teki açıklamaları önemli bir itiraf niteliğindeydi.

Alkan, CNN Türk'te konuk olduğu programda "Başbakan AK Parti'yi rehin aldı, artık istenmiyor, sokaktaki insan AK Parti'yi seviyor, ama..." şeklinde ifadeler kullanmıştı.

AHMET TURAN ALKAN İTİRAF ETMİŞTİ

Böyle Ahmet Turan Alkan, asıl dertlerinin yolsuzluk, rüşvet olmadığını, AK Parti'yle sorunları olmadığını, asıl dertlerinin Erdoğan'ın gitmesi olduğunu şaşırtıcı şekilde adeta itiraf etmişti.


KARTOĞLU: BU TAVIRLA ANCAK BEYAZ TÜRK OLUR

Star Gazetesi Ankara Temsilcisi Mustafa Kartoğlu, A Haber'e, Ahmet Turan Alkan'ın bu sözlerini yorumladı. Kartoğlu, "Ahmet Turan Alkan, Aslı Aydıntaşbaş'ın hoşuna gidecek şeyler söylemek istedi, ondan olsa olsa beyaz Türk olur" ifadelerini kullandı.

Ahmet Turan Alkan'ın kendisiyle çeliştiğini, Erdoğan'ın bu işi bırakması durumunda ortada bir yolsuzluk dosyasının kalmayacağını düşündüğünü söyleyen Mustafa
Kartoğlu sözlerini şöyle sürdürdü:

"
PARALEL BİR AHMET TURAN ALKAN VAR"

"Ahmet Turan Alkan'ı Zaman Gazetesi'nin yazarı olarak lanse ettiniz. Öyle de. Ama ben son zamanlarda, bizim de üniversite yıllarından beri okuduğumuz, izlediğimiz Ahmet Turan Alkan'dan farklı olduğunu düşünüyorum.
Yerinde bir espri olur mu bilmiyorum ama, herhalde ortada paralel bir Ahmet Turan Alkan var ve herhalde bu yazıları o yazıyor. Çünkü daha önceki yazılarıyla bir paralellik göremiyoruz."

"DEMEK Kİ, ERDOĞAN SİYASETİ BIRAKSA ORTADA YOLSUZLUK DOSYASI KALMAYACAK"

"Eğer bu iş sadece Başbakan Erdoğan'ın şahsi tutumuyla ilgiliyse, Başbakan Erdoğan şahsi olarak bu işi bıraksa, demek ki bu yolsuzluk dosyalarının tamamı kapanacak. Bunlarla ilgili bir çatışma, bir sorun gözükmüyor. Yani ortada bir yolsuzluk da yok. Başbakan'ın arkadaşlarının suçlanmasını gerektirecek ciddi bir durum da yok. Asıl ciddi durum Başbakan Erdoğan'ın tutumu. Böyle bir mantığı -onun bir okuru olarak, bir gazeteci olarak, Ankara'da politikayı takip eden bir gazeteci olarak- anlamak gibi bir lükse sahip değilim."

15 Ocak 2014 Çarşamba

AK Parti'nin adayları ne zaman açıklanacak?



AK Parti'nin adayları ne zaman açıklanacak?

Türkiye 17 Aralık Operasyonu'nu konuşurken, AK Partililer ilçe belediye başkan adaylarının ne zaman açıklanacağını merak ediyor. Genel Merkez'de harıl harıl bir çalışma var.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve AK Parti'nin basın sözcüsü Hüseyin Çelik, daha önce 
yaptıklarıaçıklamada yerel seçimlerde yapılacak propaganda için 90 günün yeterli bir süre olduğunu belirtmişlerdi. Ancak Ocak ayının yarısına gelmemize rağmen ilçe belediye başkan adayları isimlerinin açıklanmaması AK Partililer ve aday adayları arasında heyecanın artmasına sebep oldu.

HATASIZ, ŞAİBESİZ, DOĞRU VE SAĞLAM İSİM İÇİN TİTİZ ÇALIŞMA

Aday isimlerinin açıklanmasını geciktiren sebep ise Başbakan Erdoğan'ın birkaç gün önce yaptığı açıklamada gizli… Başbakan Erdoğan, aday tercihi noktasında bir hatamız olmazsa 30 Mart'taki seçimlerde de başarıyla çıkacağız. 30 yeni büyükşehirde ve diğer illerde başarılı bir şekilde çıkacağız, demişti. İşte bu açıklamada bize gösteriyor ki, AK Parti Genel Merkezi'nde hummalı bir çalışma var. AK Parti Seçim İşleri Üst Kurulu hatasız, şaibesiz, doğru ve sağlam aday isimleri belirlemek için çok titiz bir çalışma içerisine girdi. Listeler tekrar tekrar kontrol ediliyor…

CHP'LİLER BİLE AK PARTİ'NİN ADAYLARINI MERAK EDİYOR

Peki AK Parti ilçe belediye başkan adaylarını ne zaman açıklayacak?

Bu sorunun cevabını CHP'liler bile merak ediyor ancak AK Parti Genel Merkezi'nde o kadar sıkı ve titiz bir çalışma yapılıyor ki, konuyla ilgili olarak bilgi almak da çok zorlaşıyor. Durum böyle olunca, adayların açıklanacağı tarihle ilgili olarak da dedikodudan ibaret bilgiler ortada dolaşmaya 
devam ediyor.
ADAY İSİMLERİ İÇİN KRİTİK İKİ TARİH: 19 VE 25 OCAK

Haber7'nin edindiği son bilgilere göre AK Parti, büyükşehirlerdeki ilçe adaylarını 19 Ocak'a; diğer şehirlerdeki adayları da 25 Ocak'a kadar açıklayacak. Hatta bazı büyükşehirlerde, 19 Ocak'ta aday tanıtımının yapılacağı programlar için salonlar bile ayrılmışdurumda.

ADAYLAR NASIL AÇIKLANACAK?
Burada kritik sorular daha karşımıza çıkıyor. Adayların isimleri açıklanırken nasıl bir yol haritası çizilecek? Yani isimleri Başbakan Erdoğan mı açıklayacak? Ya da bu isimler AK Parti'nin resmi internet  sitesinden mi açıklanacak? Veyahut aday isimleri, her il teşkilatının düzenleyeceği törenle mi kamuoyuna duyurulacak?

SON SÖZÜ BAŞBAKAN ERDOĞAN SÖYLEYECEK

Elbette soruların cevabını verecek olan Başbakan Erdoğan'dan başkası değil ancak AK Parti Seçim İşleri Üst Kurulu üyeleri, Başbakan Erdoğan'la bu konuları konuşma fırsatıyakalayamadı. Yani anlayacağınız yol haritası henüz netleşmedi. Bilindiği üzere Başbakan Erdoğan, parti kurmaylarıyla 
birlikte Uzakdoğu'ya yaptığı seyahattan önce İstanbul'da aday listeleri üzerinde çalışmalar yapmış, bir mesafe almıştı. Son çalışmasını dün akşam AK Parti Genel Merkezi'nde 3 saat süren toplantıyla 
yapan Başbakan Erdoğan'ın önümüzdeki 3 günde de listeler üzerinde yoğun bir şekilde 
çalışacağıbelirtildi.

7 Ocak 2014 Salı

Erdoğan '3 dönem şartı'nda ısrarlı




Japnoya'da konuşan Başbakan Erdoğan gazetecilerin sorularını yanıtladı. Erdoğan, parti tüzğündeki 3 dönem şartı için de konuştu.
Başbakan Erdoğan, soru üzerine parti olarak prensipleri olduğunu ve buna göre üç dönem milletvekili adayı olunabileceğini hatırlattı.

Erdoğan, "Tabii bu benim üçüncü dönemim milletvekilliğinde, birçok arkadaşımın durumu da bu. Dolayısıyla üçüncü dönemde bizim milletvekilliğindeki sürecimiz, bu karara göre bitiyor" dedi.

Siyasetin sadece parlamentoda yapılmayacağını ve parti çatısı altında da yapılacağını belirten Erdoğan, şöyle devam etti:

"İlla milletvekili olmak şart değil. Milletvekili olarak başkaları çalışır, siz de partinizi madem seviyorsunuz, partinizin bir mensubu olarak, bir üyesi olarak deneyiminizi, tecrübenizi bütün ülkenin değişik yerlerinde ama konferanslar vermek suretiyle, ama onların değişik çalışmalarında danışman olarak sürdürürsünüz. Hatta partiniz size değişik vazifeler verir, ulusal bazda verir, uluslararası bazda verir, bu görevleri gider yaparsınız. Hatta çeşitli vakıf çalışmalarının içerisinde yer alırsınız, çeşitli düşünce kuruluşlarının içinde yer alırsınız ve bunu bu şekilde sürdürürsünüz. Bu ne demektir? Bu sizden sonra gelen politikacılara da siyasetçilere de ön açmaktır. Onların da yolunu açmaktır. Yani 'ölene kadar ben burada kalacağım' mantığı doğru bir mantık değildir, düzgün bir mantık değildir."

AK Parti'nin toplam üye sayısının 9 milyonun üzerinde olduğunu ve sadece gençlik teşkilatının üye sayısının yaklaşık 1 milyon olduğunu ifade eden Erdoğan, şunları söyledi:

"Türkiye'nin en örgütlü parti teşkilatı biziz. Bu şekilde çalışıyoruz ve bu konuda tabi ki arkadan gelen kadroların da kendilerine ileride yer bulması gerekir, oraların işgal altında olmaması gerekir. Farklı hizmetleri de yürütelim. Diyorlar ki 'ama bu tecrübedir, bu tecrübe kaybolmasın', tamam tecrübeyi siz farklı yerlerde yine aynen devam ettirin ama tecrübe kazanmanın da önünü tıkamayın. Çünkü arkadan gelecek nesiller, kuşaklar da bırakın onlar da tecrübe kazansın. O da nasıl kazanacak tecrübeyi bu çalışmaların içerisine girerek kazanacak. Kimse annesinden doğduğu zaman bu tecrübeyle doğmadı, hayatı yaşayarak bu tecrübeleri edindi ve biz de buna bu şekilde geldik."

Kendisinin de milletvekili olmadan önce, 18 yaşından itibaren gençlik kollarından başlayarak partide çeşitli görevlerde bulunduğunu anlatan Erdoğan, "Taa oralardan bugünlere geldim ve istiyoruz ki bizim de gençlik örgütlerimizde, gençlik teşkilatlarımızda, kadın kollarımızda bulunan arkadaşlarımız da hepsi bu imkanı yakalayabilsin" diye konuştu.

1 Ocak 2014 Çarşamba

Başbakan Erdoğan 2013'te dünyayı 6 kez turladı



Başbakan Erdoğan 2013'te dünyayı 6 kez turladı


Erdoğan'ın katettiği toplam mesafe 225 bin 498 kilometre.

Başbakan Erdoğan, 2013'te, 27 ülkeye ziyaret gerçekleştirdi. Yurt dışı temasları için toplam 225 bin 498 kilometre yol kateden Erdoğan'ın en uzun yolculuğu, Rusya'nın St. Petersburg kentinden, Arjantin'in başkenti Buenos Aires kentine oldu.

Eylül ayında, St. Petersburg kentinde düzenlenen G-20 Zirvesi'ne katıldıktan sonra, 2020 Olimpiyatları'na ev sahipliği yapacak kentin açıklandığı törene katılmak üzere Buenos Aires kentine giden Erdoğan'ın, 13 bin kilometre kat ettiği bu yolculuğu, kesintisiz 16 saat sürdü. Erdoğan'ın bu seyahati, THY'nin de kesintisiz ve en uzun uçak seferi olarak kayıtlara geçti.

Başbakan Erdoğan, 2013'te ilk yurt dışı seyahatini Afrika ülkelerine gerçekleştirirken, hemen her kıtadan ülkelere ziyarette bulundu.

Yılın ilk ziyaretini Afrika ülkelerinden Nijer, Gabon ve Senegal'e gerçekleştiren Erdoğan, Fas, Tunus ve Cezayir de ziyaret ettiği bu kıta ülkeleri arasında yer aldı.

Başbakan Erdoğan, Avrupa Birliği üyesi ülkelerden de Danimarka, Hollanda, Macaristan, Avusturya, Slovakya, Çek Cumhuriyeti, İsveç, Finlandiya ve Polonya'ya ziyarette bulundu.

Orta Asya'da Türkmenistan, Moğolistan, Kırgızistan, Balkanlar'da Kosova, Ortadoğu'da ise Katar ve BAE Sharjah'a ziyarette bulunan Erdoğan, ayrıca ABD, Rusya, Pakistan ve Arjantin'e de gitti.

Yurt içi seyahatleri

Başbakan Erdoğan, yurt içinde de yoğun bir çalışma yılını geride bıraktı. Erdoğan'ın, büyük çoğunluğu toplu açılış törenleri olmak üzere çeşitli programlara katılmak üzere gittiği il sayısı 35 oldu.

Yurt içinde de 2013'te yaklaşık 42 bin kilometre yol kateden Erdoğan'ın son bir yıl içinde ziyaret ettiği iller arasında Gaziantep, Kayseri, Mardin, Balıkesir, Siirt, Çanakkale, Eskişehir, Hatay/Reyhanlı, Mersin, Kayseri, Samsun, Erzurum, Bingöl, Kastamonu, Şırnak, Bursa, Rize, Adıyaman, Malatya, Kırşehir, Denizli, Adana, Van, İzmir, Diyarbakır, Trabzon, Tekirdağ, Kırklareli, Edirne, Antalya, Konya, Giresun, Muğla, Ordu ve Manisa yer aldı.

23 devlet başkanını ağırladı

Başbakan Erdoğan'ın yurt dışı seyahatlerinde aralarında ABD Başkanı Barack Obama, İngiltere Başbakanı David Cameron, Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande, Rusya Devlet Başkanı Viladimir Putin'in de aralarında bulunduğu liderlerle görüşürken, Türkiye'de de çok sayıda ülke liderini ağırladı.

10 ülkenin meclis başkanıyla görüştü

Başbakan Erdoğan'ın, 2013'te 23 devlet başkanının yanı sıra 10 ülkenin de meclis başkanını ağırladı.

25 ülkenin başbakanı Türkiye'yi ziyaret etti

Başbakan Erdoğan, son bir yılda, Türkiye'yi ziyaret eden 25 ülkenin başbakanına da ev sahipliği yaptı.

21 yabancı ülke bakanını kabul etti

2013 yılında ülke liderlerinin yanı sıra çok sayıda yabancı ülke bakanıyla da bir araya gelen Başbakan Erdoğan, geçen yıl, ABD Dışişleri Bakanı John Kerry'in de aralarında bulunduğu 21 yabancı ülke bakanını kabul etti.

Erdoğan, yıl içerisinde ayrıca bazı ülkelerin askeri ve siyasi parti liderleri uluslararası alanda etkin olan kurum ve kuruluşların temsilcileri ile görüştü.

Başbakan Erdoğan ayrıca Microsoft CEO'su Steve Ballmer, FİFA Başkanı Sepp Blatter, Medeniyetler İttifakı Yüksek Temsilcisi Nassır Abdulaziz Al Nasser, Sanatçı Yusuf İslam, Dünya Bankası Başkanı Jim Yong Kim, İslam İşbirliği Genel Sekreteri Ekmelettin İhsanoğlu ile görüştü.

27 Aralık 2013 Cuma

Erdoğan'dan HSYK'ya suç duyurusu


Erdoğan, 'HSYK'ya suç işledi, buradan suç duyurusunda bulunuyorum' açıklamasında bulundu.
Sakarya Üniversitesi'nde Teknokent ile yapımı tamamlanan diğer tesislerin açılışını yapan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, HSYK'nın dün yayınladığı 'yeni adli kolluk yürütmeliği anaysaya aykırı' bildirisi hakkında suç duyurusunda bulundu.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, HSYK'nın Danıştay'da davanın sürdüğü esnada Anayasa'ya aykırı hareket ettiğini belirterek suç işlediğini söyledi.

Erdoğan, şöyle devam etti: "Örneğin şu anda bazı medya organlarına gizlilik esaslı olan dosyaları servis eden, hukukun neresinde yazıyor böyle bir şey. İşte buyurun akşam başsavcı, savcının bunu nasıl servis ettiğiniz açıkladı. Şimdi ben buradan suç duyurusunda bulunuyorum. HSYK, onlar da burada suç işlediler. Onlar ne yaptılar, adli kollukla ilgili bir taraftan Danıştay'da bir dava sürerken, onlar o davanın sürdüğü esnada kalkıyorlar bir açıklama yapıyorlar. Ve bu açıklama ile Anayasa'nın 138. maddesine aykırı. Şimdi soruyorum; bu HSYK'yı kim yargılayacak? Öyle bir yetkim olsa anında yargılayacağım. Kim yargılayacak biliyor musunuz; millet yargılayacak. Son günlerde iki şey söyledim: Ya millet, ya zillet, dedim."

25 Aralık 2013 Çarşamba

Başbakan Erdoğan: Gel, son imzanı at!


Kabinede revizyon yapması beklenen Başbakan Erdoğan, Pakistan'da Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım'a son kez bir bakan olarak ikili anlaşmaya imza attırdı.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Pakistanziyaretinin ikinci gününde dün Lahor'dan İslamabad'a geçti. Erdoğan, burada PakistanBaşbakanı Navaz Şerif ile görüştü. Görüşmede Pakistan ile Türkiye arasında iki anlaşma imzalandı. Bu anlaşmalardan birine imzayı, İzmir BüyükşehirBelediye Başkanı adayı olarak gösterilen BakanYıldırım attı. İmza töreni öncesi Erdoğan, kısa süreiçinde revizyon yapacağı mesajı verdi.
Ulaştırma alanında atılan anlaşma öncesi Erdoğan, Bakan Yıldırım'a, "Gel, son imzanı at" dedi.

24 Aralık 2013 Salı

ABD'den Başbakan Erdoğan'a yanıt


Rüşvet operasyonuyla ilgili Başbakan Erdoğan'ın ABD'yi hedef alan açıklamalarına yanıt geldi.Türkiye'deki rüşvet operasyonu ve sonrasında Başbakan Erdoğan'ın hafta sonu ABD'yi hedef alan açıklamalarının ardından Washington sessizliğini bozdu.

Büyükelçi Ricciardone'nin Türkiye'de hükümet çevreleri tarafından hedef haline getirilmesi üzerine Hürriyet'e konuşan üst düzey bir Bakanlık yetkilisi, şu açıklamaları yaptı:
"HÜKÜMETİN TAVRINI BİR SÜRE İZLEYECEĞİZ"

Özellikle hafta sonu hükümete yakın dört gazetenin birden Ricciardone'yi hedef alan sözleri sonrası bir durum değerlendirmesi yaptıklarını belirten ve Ricciardone'nin Twitter mesajlarını beraber hazırladıklarını aktaran yetkili, hem Türkiye'nin Washington Büyükelçisi Namık Tan hem de Ankara'daki Türk yetkililer nezdinde Ricciardone ve ABD'ye yönelik suçlamalardan duyulan rahatsızlığın Ankara'ya aktarıldığını belirtti. Bu yapılan özel görüşmelerin içeriğini açıklamayacağını belirten yetkili, sonrasında Başbakan ve Türk Hükümeti'nin bu konudaki tonunu yumuşatmış olmasını ise bir süre daha takip edeceklerini belirtti. Yetkili, bunun ne kadar bir süreye işaret ettiğini ise belirtmedi.
"TANSİYONU YÜKSELTMEK İSTEMİYORUZ"

Üst düzey yetkili, "Biz tansiyonu yükseltmek istemiyoruz. Bunun sonuçları olur"diyerek ikili ilişkilerin bundan göreceğe zarara da vurgu yaptı. Yetkili, ilişkilerin ne şekilde etkileneceğini açıklamadı. Ancak birçok alanda devam eden Türk-Amerikan işbirliğinin yanı sıra, bu tür açıklamalar yüzünden Türkiye'de oluşacak anti-Amerikancı havanın da Yönetimin en büyük kaygılarından biri olduğunu belirtti.

Erdoğan: Sıkıysa isim versin



Sabah yazarı Mahmut Övür, Erdoğan'ın Zaman Ankara Temsilcisi Mustafa Ünal'a "Bu nasıl beddua" diye sorduğunu yazdı.

Pakistan uçağının havalanmasının ardından Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın dolaşmaya başladığını ifade eden Övür, herkesin elini sıkarak sohbet ettiğini Mustafa Ünal'la ise özel bir diyalog kurduğunu anlattı. Gülen'in bedduasına ilişkin konuşan ikili uçakta bir gerginlik yaşanmasına neden olmuş. Fakat yazıda Ünal'ın cevabı yer almıyor. İşte Sabah yazarının köşesinde yer alan, Başbakan'ın o sözleri:

'SIKIYSA İSİM VERSİN'
Başbakan Erdoğan'ın şu minvaldeki sözleri çarpıcıydı: -"Bu nasıl beddua, kime ediyor? Sıkıysa kime ettiğini de söylesin. İsim versin."
Başbakan Erdoğan, mücadele ediliyorsa bunun açıkça yapılması gerektiği mesajını veriyordu.

22 Aralık 2013 Pazar

Erdoğan'dan Gülen'e ikinci cevap


Başbakan Erdoğan, beddua videosu ile gündeme oturan Fethullah Gülen'e ikinci kez cevap verdi.



Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, önceki günün en çok konuşulan haberi olan "Gülen'in beddua videosu" ile ilgili Giresun'da yaptığı açıklamanın ardından Trabzon'da da bir açıklama yaptı.
1 GÜNDE 2 CEVAP

Giresun'da "O bedduaları sizin dualarınızla sandığa gömeceğiz" diyen Erdoğan, Trabzon'daki ikinci açıklamasında ise "O beddualar gider sahibini bulur" dedi.

İşte Erdoğan'ın Gülen'e verdiği beddua cevabı;

Sizden bir isteğim var hanım kardeşlerim. Kapı kapı dolaşacağız. Bildiklerimizi bilmeyenlere anlatacağız. Elele vereceğiz. Hiç endişeniz olmasın, dik duracağız, dikleşmeyeceğiz. Bütün bu kirli oyunları, bu kirli tuzakları, Trabzon! Hep birlikte bozmaya var mıyız? Söz sizin, karar sizin. Fazla zaman yok. 95 gün sonra sandıklarda en güzel cevabı vereceksiniz. Devlet içinde paralel yapılanmaya çalışanlar türedi. Biz Müslümana lanetle emrolunmuş bir topluluk değiliz. Beddua tezgahı, bumerang gibidir. Döner sahibini bulur.
OPERASYON HAZIRLIĞI ABD'DE YAPILDI

"Halk Bankası'nı yıkmaya çalışıyorlar. Bu operasyonun içinde maalesef yargı da var, yürütme de var. Biz buna evet diyebilir miyiz? Bireysel cezalar varsa bunu yaparsınız ama Halk Bankamızı yıkmak için böyle bir yola başvurmak kimsenin haddine değildir. Bunların bu milleti sevdiklerine inanmıyorum. Çünkü Nisan 2013'te Amerika'da Halk Bank'a yönelik operasyonun projeleri hazırlandı. Hatta bunu Kongre'ye getirmek istediler. Halk Bankası'nın uluslararası piyasalardaki çalışmalarına ket vurmak istediler. Bunu engelleyince bundan rahatsız oldular. Bu oyuna gelmedik, gelmiyoruz ve Halk Bankamızı da yedirmeyeceğiz, kusura bakmasınlar."

Turkey Will Either Lose Erdogan or Democracy



There are two reasons Turkish Prime Minister Recep Tayyip Erdogan may not survive the current government corruption scandals in Turkey. And if he does, the cost to the "Turkish model" will be enormous.


The first is, well, the corruption charges. An important key to the success of the AK, or Justice and Development, Party that Erdogan helped to create in 2001 lay in its initials: AK means "white" in Turkish, and it can also mean "pure." Turks were sick of the unaccountable corruption of previous governments. The AK Party rode a promise of purity to power.

Suddenly, the AK Party is looking decidedly grubby. Yes, the 89 people who have been detainedso far in the corruption and money-laundering probe are all innocent until proven otherwise. And yes, the prosecutors in charge are the same ones who based the so-called Sledgehammer trial against the military on forged documents. Still, the three simultaneous cases that have been initiated, as outlined in the news media, are damaging.

One case, for example, involves about $70 million worth of alleged bribes connected to an Azerbaijani businessman, who is accused of running cash into Russia and trading gold into Iran and is now under arrest. Police found $4.5 million stuffed into shoe boxes at the home of another suspect, Suleyman Aslan, the general manager of state-run Turkiye Halk Bankasi AS. That's a lot of money even for Jimmy Choos. This is the same bank that was the focus of a May 14 letter, signed by 47 U.S. congressmen, complaining about its gold-swap financing of trade with Iran.

So far, no cabinet ministers have been arrested, but the sons of three have been detained. According to the latest Turkish news media reports, prosecutors have asked parliament to lift the immunity that was granted to their fathers as well as a fourth minister.

All of this makes Erdogan vulnerable. He was already weakened because the coalition of religious conservatives, nationalists and liberals he had built since 2001 had disintegrated by the end of this summer's Gezi Park protests. Now he is also at war with former close allies among his religious conservative base, a group led by faith leader Fetullah Gulen.

Precisely because Erdogan has concentrated power so closely around himself in just a few men, any perception that they are corrupt will immediately infect his personal image and support. This is why Erdogan hasn't fired the four ministers: He says the allegations against them are part of a plot to unseat him. My guess is that he's right, but his response gets to the second reason Erdogan may not survive, despite being far stronger than Gulen: himself.

Erdogan is an extraordinary politician, one of the most intuitive I have met. Yet since the AK Party's third thumping election victory in 2011, when he declared his "master period" to be at hand, Erdogan appears to have lost the political compass that once told him when to be pragmatic and cut his losses. His fight-or-flight response now includes only one -- to fight.

In response to the allegations, Erdogan has fired dozens of Istanbul police chiefs involved in the arrests, the same ones he defended and praised over their handling of the Gezi Park protests earlier this year. He says the corruption cases are part of the same plot he detected behind the Gezi Park protests, conducted by the same dark morass of international conspirators. Except that now the police who cracked down on the protesters must be part of the conspiracy, too.

This is just untenable. To make it stick and purge Gulen's supporters from the police force, prosecutor's office and courts, Erdogan will have to crack down in ways that will destroy what remains of Turkey's independent law enforcement institutions and media freedoms. That will deal a huge blow to the so-called Turkish model, the idea that Turkey had cracked the code for implementing genuine democracy in the Muslim world. And that would be a tragedy, because the Turkish model is real and important, if overhyped, oversimplified and already under strain.

There is another possible path that Erdogan can follow. He can take this opportunity to sack some of the worst ministers in his cabinet, who also happen to be touched by the corruption scandal:
Zafer Caglayan, the economy minister who has declared himself "allergic to interest rates," supported Erdogan's interesting economic theory that high interest rates cause inflation.

Interior Minister Muammer Guler is the man who said recently that mixed lodgings at universities should be banned because "terrorist organizations have started to significantly abuse the relationships between the boys and girls, those among the university youth. They use it as a recruitment base.” What can one say?

Minister for Urban Planning and Development Erdogan Bayraktar once said that because Turks are Muslims and live in a difficult region, "we aren't capable of inventing anything or making discoveries. We're an agricultural country. What should we do?"

Minister for EU Affairs Egemen Bagis said, memorably, during the Gezi Park protests earlier this year that "Everyone who enters Taksim Square will be treated like a terrorist." He is a reliable echo chamber for Erdogan's latest thoughts, but he's an unconvincing minister.


The sons of the first three ministers on this list have been arrested. While he's at it, Erdogan should shed his new adviser, Yigit Bulut, who has accused unnamed centers abroad of trying to murder Erdogan via "telekinesis." I hardly dare imagine what advice he gives.

These men were once at best marginal in Turkey's government, but they have become central, displacing the steadier hands Erdogan used to rely on, such as Deputy Prime Minister Ali Babacan on the economy. Erdogan should make a clean break, removing the four targeted ministers so that they can give their full attention to the corruption investigations. He also needs to give his own full support to those probes, demonstrating that he isn't protecting himself and remains committed to the original, "pure" promise of the AK Party.

I doubt this is what Erdogan will do. He would see it as a defeat, because it would mean sharing power and influence with people who haven't always said "yes." He wouldn't become the all-powerful president he plans to be next year, after the country's first direct presidential elections. I suspect he will fight back as he knows how, and he may very well win. The Erdogan of a decade ago, who deftly avoided the political traps that the military and its supporters planted for him, would have made a better choice. He wouldn't have gotten himself into this mess. He would have been listening.

21 Aralık 2013 Cumartesi

Erdoğan'dan savaş ilanı gibi açıklama


Başbakan Erdoğan, Cemaati kastederek bugüne kadar ki en sert açıklamayı yaptı. Adeta savaş ilen eden Erdoğan, 'ininize gireceğiz' dedi.
Numan Kurtulmuş'a kaset komplosu düzenleyenleri alçaklık ve şerefsizlikle niteleyen Başbakan Erdoğan, devletteki paralel yapılanmaya ağır ifadelerle yüklendi:

"İninize gireceğiz, ininize... Didik didik edeceğiz ve devletteki bu örgütleri teşhir edeceğiz. "

Başbakan Erdoğan, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Numan Kurtulmuş'un, porno filme monte edilerek internette servis edilmesine ateş püskürdü.

Ordu'da Cumhuriyet meydanında toplu açılış töreninde halka hitap eden Erdoğan'ın gündeminde yolsuzluk operasyonu ve hedefinde ise paralel devlet yapılanması vardı:

İHANETİN HESABINI HUKUK YOLUYLA SORACAĞIZ


"Bu tuzak, bu komplo yurt dışında pişirilmiş, Türkiye'deki maşalar, taşeronlar tarafından servis edilmiştir. Ortada çok açık bir ihanet vardır. Biz bu ihanetin, bu ajanlık faaliyetinin hesabını soracağız, bu hesabı hukuk yoluyla soracağız, sandık yoluyla soracağız. Hiç kimse, hiçbir çevre, hiçbir karanlık merkez benim ülkemde ameliyat yapamaz, geçti o günler.

ALÇAKLIKTIR, ŞEREFSİZLİKTİR

Benim Genel Başkan Yardımcım ile ilgili, son derece temiz, namuslu bir insanla ilgili, ahlaksız bir filmden kare alıyorlar, onu servis ediyorlar. Bu alçaklıktır, bu şerefsizliktir, bu namussuzluktur. Hem dindarım diyeceksin hem de gözünü kırpmadan üstelik de en iğrenç şekilde masum insanlara iftira atacaksın. Yazıklar olsun.


BU ALÇAKLIKLARI YAPANLARI TEK TEK BULACAĞIZ


Ne yaparsanız yapın bu dine zerre kadar zarar veremeyeceksiniz. Bu din azizdir, kitabımız korunmuştur. Bu alçaklıkları yapanları, bunlara sahip çıkanları bunlara kol kanat gerenleri tek tek bulacak, hukuk önüne çıkaracağız. Devlette paralel bir yapı olamaz.

İNİNİZE GİRECEĞİZ İNİNİZE

Devlette paralel yapı kurmak isteyenler şunu bilesiniz ki. İstediğiniz kadar oralara yerleşin İninize gireceğiz ininize... Didik didik edeceğiz ve devlet içindeki bu örgütleri teşhir edeceğiz. Bugüne kadar çetelerle nasıl mücadele ettiysek, Uluslararası örgütlerin taşeronu örgütlerle aynı şekilde mücadele edeceğiz.

ASLA DİZ ÇÖKMEYECEĞİZ

Bizim Allah'a verilecek bir borcumuz var başka kimseye yok. Biz kefenimizle yola çıktık. Vakti saati geldiğinde sahibine teslim ederiz. Asla ve asla diz çökmeyeceğiz. Burada söylüyorum, Allah bize yeter millet bize yeter.

BUNLARIN ÇILDIRMASI BUNDAN

Sevgi Ordulular biz hizmet için geldik. Sadece 3 ay içinde 11 şehrimizi 11,5 milyar liralık hizmet sunduk. Asya ile Avrupa’yı birbirine bağladık. Ortalama günde Marmaray’da giden gelenlerin sayısı 300 bin. Şimdi yeni bir adım daha attık, yeni bir tünel yaptık. Oradan da arabalar geçecek. 3. köprüyü de kuruyoruz, 5 tane karşılıklı şerit. Bunların çıldırması bundan. Bunlara rağmen bunları yapacağız. Ankara’da yeni yatırımları hizmete açtık. Milletimizle buluşturduk

ORDU'YA SÖZÜM VARDI

Ordu’ya benim bir sözüm vardı. 750 bin nüfusu yakalarsa büyükşehir yapacağız dedik. Siz 750 bini aştınız, büyükşehir oldunuz. 30 Mart’ta Ordu mülki sınırların tamamında oy kullanacak. Modern Ordu’yu kuracağız. Önce inanacaksın, azmedeceksin.

İMAN TEKEDEN BİLE SÜT ÇIKARIR

İman öyle bir şeydir ki tekeden bile süt çıkartır. Karadeniz’de 3 tane büyükşehrimiz oldu. Emel Yılmaz kardeşimizi size emanet ediyorum, Ordu’da gece gündüz koşacağız. Sizden bir dua istiyorum. Birlik beraberliğimiz, kardeşliğimiz devam etsin. Bütün bu yatırımların hayırlı olmasını diliyorum. Dik duracağız, duruyoruz ama diklenmeyeceğiz. İmam hatipli yavrularıma teşekkür ediyorum, bütün yavrularımıza teşekkür ediyorum. Birlik beraberlik için el ele omuz omuza sevgiye dayalı olarak yarınlara yürümenizi istiyorum."

Başbakan: İninize Gireceğiz Didik Didik Edeceğiz



Başbakan Erdoğan, "Çok değerli bir şahsiyet için ahlaksız bir filmden kare alınıyor iftira atılıyor. İninize gireceğiz didik didik edeceğiz'' dedi.


Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Ordu'da yaptığı konuşmada ''Çok değerli bir şahsiyet için ahlaksız bir filmden kare alınıyor iftira atılıyor. Bu alçaklıktır, şerefsizliktir, ahlaksızlıktır. Devlette paralele bir yapı olmaz. İninize gireceğiz didik didik edeceğiz'' dedi. İşte Erdoğan'ın konuşmasından satır başları;

"DEVLET NASIL YÖNETİLİR ORTAYA KOYDUK"

Bunlar anlamaz belediye başkanlığından. Bu kardeşiniz belediyecilikten geldi. Artık belde belediyesi, köy yok. Köyler mahalle olacak, hizmet farklı gidecek. Artık fosseptiklerle uğraşmayacağız. Bir taraftan kazanıyoruz, bir taraftan hizmet ediyoruz halkımıza

Devlet nasıl yönetilir onu ortaya koyduk. 11 yıldır hizmetkarınız olduk.

"BU MİLLETİ İNSAN YERİNE KOYMADILAR"

Her gece başımızı yastığımıza koyduğumuzda şunu düşündük arkadaşlarımla. Bugün Allah için ne yaptın, bugün halkın için ne yaptın. Ülkemiz için çırpındık. Bu zengin, bu fakir demedik. Yaradılanı yaradandan ötürü severiz dedik, insandır dedik. Biz çok tuzakları boşa çıkardık, tehlikelere göğüs gerdik. Sizin emanetinizi vermedik, yere düşürmedik. Yeter dedik, artık yeter dedik. Ahh güzel ülkem, Türkiyem yıllarca bu milleti insan yerine koymadılar.

"DAHA ÖNCEKİ DURUM ANORMALDİ"

"Köylü" dediler, aşağıladılar, "başörtülü" dediler, "Yazıyor" dediler cezalandırdılar. Siz her zaman cevabınızı sandıkta verdiniz. . Bakınız açık söylüyorum. Bunların derdi bizimle değil, bunların derdi milletle. Biz vekiliz bunların derdi asille yani milletle.

"ATMADIKLARI ÇAMUR KALMADI"

94'te İstanbul'un belediye başkanı seçildim. Yazmadıklarını bırakmadılar, atmadıkları çamur kalmadı. Bir kız trenden düştü Pendik'te. Ne dediler, "kızı attılar trenden" dediler. Otobüsleri ayıracaklar dediler. Kızlarımızı üniversite kapılarında ağlattılar. Hep "sabır" dedik "sabır" dedik.

"NORMALLEŞME ŞU ANDAKİ DURUMDUR"

Ne oldu bölündük mü parçalandık mı. Başı açık da kapalı yavrum da beraber okuyorlar ne oldu? Normalleşme şu andaki durumdur. Daha önceki durum anormaldi. Anormal durumları normale çevirdik biz. Onlar bu tür şeylere adım atmadılar. Acele etmeden bugünlere geldik. Bunların hepsinin bilinci içerisindeyiz.

"BU OPERASYON MİLLETE KARŞIDIR"

Ülkemizi o arzu edilen yere doğru götürüyoruz. İşte şimdi bir yolsuzluk çıkardılar. Bir kere bu hükümete yönelik operasyon öyle düşündüler ama bu operasyon millete karşı operasyondur. Bütçe bitirdik. Muhalefet bütçeye 117 oyla ret verdi. 318 oyla sahip çıktı. Şimdi soruyorum ben Başbakan'ım, orada yokum diye eleştirdiler. Ben başbakanım benim işim çok orada vekilim var. CHP'nin Genel Müdürü sen neredeydin senin ne işin vardı?. Sahaya sürecek adamı yok adamı. İktidar bütün takımıyla oradaydı. Bütçe ciddi iştir, ülke yönetiyoruz bakkal dükkanı değil. 5 tane koyun verin ellerine kaybedip gelirler.

"ŞİMDİ YOLSUZLUK SAKIZI"

Attıkları iftiralara sığınacaklar güya. 11 yıl önce göreve geldik. Milli geliri artırdık üçe katladık. Ödedik, ödedik, ödedik IMF'yi sıfırladık. Alan el ver elden üstündür. Siz borçlandınız biz ödedik. İnsan bir iktidarı eleştirirken işi iyi bilmesi lazım. Yeni bir sakız çıktı şimdi yolsuzluk sakızı. Bu sakız onların damağına yakışır, hem yakışır hem yapışır.

"BU TUZAKTA BOĞULACAKSINIZ"

Dikkat edin Ordu'da tek bir miting yapmıyoruz. Ordu, Fatsa, Ünye mitingleri yapıyoruz. Benim milletim bir gerçeği görüyor. Bu iktidara bu tuzak haksızlıktır. Bu tuzakta boğulacaksınız. 30 Mart'ta sandığa gömüleceksiniz. Oyun içinde oyun var. 30 yılda sadece teröre 40 bin insanımız verdik şehit verdik. Çözüm süreciyle terörü bitirdiğimiz anda düşmanlar, kan tüccarları bundan mahrum kalacaklar terörün bitmesini istemiyorlar. 1 yıldır analar ağlamıyor. Terörden beslenenler büyük rahatsızlık duyuyorlar. Biz çözüm süreciyle çok kirli bir tezgahı bozduk. Şimdi yeniden baltalamaya çalışıyorlar

"ORTADA ÇOK BÜYÜK İHANET VAR"

Biz göreve geldiğimizde Halk Bank zarardaydı, aldık kara geçirdik. En saygın bankalardan biri haline geldi. Kendi pastalarına devletin bankasını alet etmek istemediler. Rantlarını kaybettikleri için Türkiye'ye böyle çirkin komple kuruyorlar Türkiye'deki maşalar tarafından. Ortada çok büyük ihanet var. Bu ihanetin hesabını yargı yoluyla soracağız. Bu ajanlığın hesabını sandıklar, yargıyla soracağız. Hiçbir güç dışarıdan benim ülkemde ameliyat yapamaz. Geçti o günler artık.

"ALÇAKLIK, ŞEREFSİZLİK"

Çok değerli bir şahsiyet için ahlaksız bir filmden kare alınıyor iftira atılıyor. Bu alçaklıktır, şerefsizliktir, ahlaksızlıktır. Hem dindarım diyeceksin hem de gözünü kırpmadan masum insanlar iftira atacaksın. Yazıklar olsun! Devlette paralele bir yapı olmaz. İninize gireceğiz didik didik edeceğiz.

"ÇOK KİRLİ BİR İTTİFAK KURDULAR"

Çok kirli bir ittifak kurdular. Yurt içi yurt dışı o malum çevrelere bakın. Bunlar eskiden bir araya gelemezlerdi. Şimdi ortak hareket ediyorlar hükümete karşı

Siz bu oyunu bozarsınız, bozacaksınız inanıyorum. Türkiye'yi karanlıktan temizleyeceğiz. Büyüyen Türkiye'den rahatsız olanların inşallah hevesleri kursaklarından kalacak

Sevgi Ordulular biz hizmet için geldik. Sadece 3 ay içinde 11 şehrimizi 11,5 milyar liralık hizmet sunduk. Asya ile Avrupa'yı birbirine bağladık. Ortalama günde Marmaray'da giden gelenlerin sayısı 300 bin. Şimdi yeni bir adım daha attık, yeni bir tünel yaptık. Oradan da arabalar geçecek. 3. köprüyü de kuruyoruz, 5 tane karşılıklı şerit. Bunların çıldırması bundan. Bunlara rağmen bunları yapacağız. Ankara'da yeni yatırımları hizmete açtık. Milletimizle buluşturduk

"ORDU'YA SÖZÜM VARDI"

Ordu'ya benim bir sözüm vardı. 750 bin nüfusu yakalarsa büyükşehir yapacağız dedik. Siz 750 bini aştınız, büyükşehir oldunuz

30 Mart'ta Ordu mülki sınırların tamamında oy kullanacak. Modern Ordu'yu kuracağız. Önce inanacaksın, azmedeceksin.

"İMAN TEKEDEN BİLE SÜT ÇIKARIR"

İman öyle bir şeydir ki tekeden bile süt çıkartır. Karadeniz'de 3 tane büyükşehrimiz oldu. Emel Yılmaz kardeşimizi size emanet ediyorum, Ordu'da gece gündüz koşacağız. Sizden bir dua istiyorum. Birlik beraberliğimiz, kardeşliğimiz devam etsin. Bütün bu yatırımların hayırlı olmasını diliyorum. Dik duracağız, duruyoruz ama diklenmeyeceğiz. İmam hatipli yavrularıma teşekkür ediyorum, bütün yavrularımıza teşekkür ediyorum. Birlik beraberlik için el ele omuz omuza sevgiye dayalı olarak yarınlara yürümenizi istiyorum

20 Aralık 2013 Cuma

Başbakan Erdoğan'ı Daha Çok Seveceksiniz



Türkiye yine garip bir türbülansın içinden geçiyor! Karanlıkta birileri yumruk atmak istiyor!
"Bunlar kimdir?", "Ne amaç taşıyorlar?", "Kimin adına ringe çıkıyorlar?" gibi soruların aslında çok fazla önemi yok! Önemli olan AKLIMIZI kullanıp başımıza çuval geçirmeye çalışanların kim olduğunu tespit etmek!

İçeridekileri tek tek biliyoruz!

Sıkıntı yok! Ama onların da bilmediği DIŞARIDAKİ patronları kim?

Eğer kroşeyi BÜYÜK BARONLARA indiremezsek içeride kavga bitmez!

Belki şu an hafızamızda taze değil ama biraz geri gidelim...

Bugünü anlamak için DÜNÜ iyi bilelim...

Erdoğan'ın başında olduğu parti 2002 seçimlerinden zaferle çıktı. Ama küçük bir sorun vardı. Partinin lideri seçimi kazansa da Meclis'e YASAKLI olduğu için gidemiyordu!

İlkokul öğrencilerinin okuduğu bir ŞİİR yüzünden CEZA verilmişti! O gün cezayı isteyenlerle bugün isteyenler birbirine benzemese de aynı yere çalışıyordu!
Tabii millet bunu o zaman göremiyordu!

Yasak anlaşılır değildi! Deniz Bey'in araya girmesiyle Erdoğan, Ankara'ya geldi. Siirt seçimleri yenilendi. 2003'te BAŞBAKAN olarak hak ettiği koltuğa oturdu! Ama Erdoğan'la uğraşanlar geri adım atacak gibi değildi!

Bu kez GOOGLE'dan faydalanarak KAPATMA DAVASI açıldı! Davanın özünde"ERDOĞANSIZ BİR AK PARTİ" yatıyordu. Tabii savcı bunu bilmiyordu!

BARONLARIN isteğiyle parti kapatılacak başka bir oluşumla yola devam edilecek, YASAKLI Erdoğan da götürülmüş olacaktı!

Evdeki hesap çarşıya uymadı! Anayasa Mahkemesi'nin askeri üyesi Serdar Özgüldür, 6'ya 5'le "kapatmama" kararının alınmasında kilit rol oynadı! Özgüldür, daha sonra internete düşen ses kaydında"AK Parti devleti yıkacak ne yapmış, hepsi şeyden internetten alınma, uydurma!.." diyordu! Karar öncesinde ve önemli PAŞALARIN tutuklanmasından sonra Rothschildler'in kurduğu İNGİLİZ haber ajansı REUTERS, "Askerle hükümetin arasındaki ipler tamamen koptu!" diye haberler geçiyordu! Asker, siyasetten uzaklaştıkça Londra orduyu kaşıyordu!

Bakın son bir ayda yani 15 Kasım-15 Aralık tarihleri arasında İNGİLİZ GAZETELERİ tam 145 kez Tayyip Erdoğan haberi yaptı...

Bu sürede Prens Charles haberi ise sadece 89'du... Senaryo arada yazılır, pişirilir MUSEVİLER'in sahibi oldukları dünya medyasına servis edilirdi!

Kapatma davasından önce ise ERDOĞAN'ı durdurmak için Yahudi lobilerinden BİLMEDEN emir alanlar, bir araya gelip cuntalarla, darbelerle gidişatı durdurmak istedi! Olmadı!

Daha sonra 2007 Köşk krizi çıktı!

Aslında fırtına ona karşı değildi! Çok başka gerekçeleri vardı! Anlayış gösterip Başbakanlık koltuğunda oturmaya devam etti! Ama onu oradan indirme çabaları hiç bitmedi! Gezi ile geldiler, para ile geldiler, Irak'tan, Suriye'den, İsrail'den geldiler! Ama yıkamadılar! Yıkamadıkça bir araya gelip KOALİSYONoluşturdular! Zaten hepsi BARONLARA çalışıyordu ancak sadece onların haberi yoktu!

Neyse...

Yıkılmayan Erdoğan geri adım atacağına ülkeyi büyütüyordu! Risk alıp PKK sorununu bitirmek için adım attı! OSLO sızdı! Yeni Türkiye'nin önemli figürü Hakan Fidan orada deşifre edildi! Bir taşla iki kuş vuracaklardı!

Denediler! Şimdikiler o zaman yani 7 Şubat'ta da geldiler! Acı verseler de önleri kesildi! Hasta yatağında yatan Erdoğan yine indirilmek istendi!

Bu DEVLETİ iyice bütünleştirdi! Asker ve MİT Erdoğan'ın sonuna kadar arkasındaydı!

Onlar saldırdıkça BAŞBAKAN ülkenin elini en uzağa kadar götürdü! Abdülhamit Han'ın vasiyeti olan IRAKpetrollerini Türkiye'ye taşıdı! Kürtlerle kardeş olduğumuzu hem içeriye hem dışarıya ilan etti! Yetmedi ısrarla çıkarılmak istenen SÜNNİ-Şİİ kavgasını İran'ın enerjisini Akdeniz'de dünya ile buluşturarak boşa çıkardı! Her hamleye misliyle karşılık veriliyordu!

GEZİ'de arkada kalanlar hiç fark edilmeyeceklerini düşündüler!

Oysa kazın ayağı öyle değildi!

İran'ın Hindistan'la ticaretini ispiyonlayan AIPAC isimli YAHUDİ oluşumu, kardeş kuruluş olan Amerikan Girişimcilik Enstitüsü'ndeki Şubat 2013'te düzenlenen toplantıda 'apolitik Türk gençliğini sokağa çıkartalım' projesini hayata geçiriyordu!

AYAKLANMA PROVASININ adı da gariptir "İstanbul İsyanı!" oluyordu!

55 bin üyesi bulunan kuruluşun başındaki ve arkasındaki isim ünlü YAHUDİ, kumarhaneler kralı Sheldon Adelson'du...

Doktor ÖZ'ü özel uçağıyla İsrail'e götüren kişi yani!

Neyse...

Bu toplantılardan 3 ay sonra, İsrail lobisi AIPAC, Türkiye aleyhine kampanya başlattı.

47 milletvekili, İran'la ticarete aracılık ettiği gerekçesiyle Halkbank'a yaptırım istedi.

ABD Dışişleri Bakanı John Kerry ve ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden da, çalışmaya destek verdi.

Amerika'da Museviler işi pişirmeye çalışırken, bizim BARON, Sarıgül'ü devreye sokuyor, Kemal Bey'i de Washington'a gönderiyordu!

Amerika'daki Museviler'le bizim Türk görünümlü BARONLAR arasında TEK TUŞLA sağlanan bir ilişki vardı! Kraliçe de bütün olanları CANLI izlerdi!

Bunların canı kanı PARA ve Türkiye idi!

Paranın asla ve kat'a başkası tarafından yönetilmesini istemezlerdi! Buna dayanamazlardı! AmaTÜRKLER bunu başarmıştı! Kağıt üzerinde AMBARGO uyguladıkları ama el altından hazinesini yönettikleri İRAN Ankara'yı seçmişti!

Hindistan da yanına gelmişti! Irak sıradaydı!

Bir anda Türkler PETRO DOLARLARIN buluştuğu adres olmuştu! Paranın aktığı yerde HALKBANK'tı!İngilizler bir ülkenin rejimi ile ilgilenmezler!

Sadece kontrol ederler! Bütün bunlar Kraliçe'nin felç geçirmesine neden olacak işlerdi!

"PARA kaçmasın" diye bir araya geldiler!

Amerikan Merkez Bankası'nın ortakları arasında olan Rothschild, Lazard Brothers, Israel Moses Seif Bank, Warburg, Lehman Brothers, Kuhn Loeb, Chase, ve Goldman Sachs'ı da alarak saldırdılar!

Tabii biz bu saldırıyı bizim çocuklar üzerinden hissettik! Amaç Türkiye'yi durdurup Erdoğan'ı indirmekti!

Onlarca saldırı sonunda NİHAYET kendileri ortaya çıkıyordu!

200 yıldır hep PARAVANLARLA uğraşıyorduk!

Şimdi kavga, kavgaya benzedi!

Yahudiler'in daha doğrusu Rothschildler'in Ortadoğu'da 10 dolara yaptıkları işleri Ankara 1 dolara yapıyordu!

Bu dükkanın onların yüzüne kapanması demekti! Din, dil, coğrafya, tarih bizi çok ama çok öne çıkarıyordu!

Rahatsızdılar!

Erdoğan'ın Köşk'e çıkıp işaret ettiği birinin BAŞBAKAN olması gizli sahiplerimizin tamamen buradan kovulması anlamına geliyordu!

Dahası Ortadoğu, BARONLAR için pasaportla bile giremeyecekleri bir yer olacaktı!

İçeride gördüğümüz her şey aslında BARONLARIN yansıması!

Hep dediğim gibi KOALİSYON içinde yok yok!

Ama bizim bunları seçecek kadar gözlerimiz keskin!

Hangi partiye oy verirseniz verin!

Kimseye AK Parti'yi sevin ya da gidip oy verin diyemem!

Ama düşünün!

Ülke ve millet için kafa yorun!

Erdoğan giderse ülkenin bir daha asla bizim elimize geçmeyeceğini bilin!

Bunu söylüyorsam bir bildiğim var!

Pişmanlığı bile yaşayacak vaktimiz olmaz!

Size benzeyen ama ipi dışarıda olanlar tarafından yönetilmek istiyorsanız, kişiliksiz, kimliksiz bir TÜRKolarak yaşamak istiyorsanız bilemem!

16 DEVLETİ el ele kurduk! Bu 17'ncisi olmayacak ama en büyüklerinden biri olacak!

Erdoğan onlar için Abdülhamit'ten sonraki en güçlü rakip!

Haa unutmadan gitmediler!

Buradalar!

Gelecekler!

Safları sıklaştırın...

19 Aralık 2013 Perşembe

Başbakan 4 bakanla bir araya geldi



Başbakan Recep Tayyip Erdoğan TBMM'de sona erecek bütçe görüşmeleri öncesinde ekonomi kurmaylarıyla son değerlendirmesini yapıyor.

Başbakanlık'taki görüşmede yolsuzluk ve rüşvet operasyonunda oğlu gözaltına alınan Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan'ın yanı sıra Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz, Maliye Bakanı Mehmet Şimşek hazır bulundu.


Erdoğan: Babamın oğlu olsa tanımam


Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, yolsuzluk ve rüşvet operasyonuna ilişkin bir açıklama yaptı.
Yaşananları 'kirli bir oyun' olarak nitelendiren Erdoğan, "İktidarımızın nelerle mücadele ederek buraya geldiği de malumdur. Biz bunlara yabancıdeğiliz" dedi. Erdoğan, İstanbul ve Ankara emniyetlerindekigörevden almaların başka illere de sıçrayabileceğini ifade etti.

İşte Başbakan Erdoğan'ın açıklamalarındansatırbaşları:
"BU SİYASİ MÜHENDİSLİKTİR"

Soru: Bakanların istifası söz konusu mu?

- Daha öncede söylediğim gibi şunu bir defa bilmemiz gerekir biz 11 yıllık bir iktidarız ve iktidarımızın nelerle mücadele ederek bu konuma geldiği bellidir. bir defa Türkiye'de biz2023 Türkiye'sinin hesabını yaparken birileri biz bunun önüne nasıl geçeriz hesabı yapanlar var. bunların ülkemizdeki uzantıları da var. Şunu çok açık söyleyebilirim 14 aydır dinleme izleme yapılıyorsa bu da bir nevi çetelerdir.

DEVLET İÇİNDE DEVLET OLMA GAYRETİNDELER

- Devletin içinde devlet olma ve devleti istedikleri gibi yönetme planları var. Bu resmen siyasi mühendisliktir. Bunlar şucuymuş bucuymuş bizi enterese etmez. Babamızın oğlu olsa bunları ortaya çıkaracağız.
- Biz bunlara yabancıu değiliz, gerekeni gerktiği gibi yapacağız, Bakan arkadaşlarımla gerekirse görüşür, ne yapılması gerekiyorsa onu yaparız, bunu muhalefet partileri istiyor diye değil çünkü biz onların evveliyatını
çok iyi biliriz, onların ne olduğunu milletim
çok iyi biliyor, 30 Martta gereken cevabı millet verecektir. Abdestimizden süphemiz yok ki namazımızdan şüphemiz olsun ama bu at çamuru tutmasa iz kalır mantığıdır.

- Bunlar yapılan birçok olumlu faaliyeti olumnsuz göstermeye
çalışıyorlar.

"KAMU BANKALARIMIZIN BAŞARILARINI YARALIYORLAR"


Kamu banlarımız Avrupa'daki bankalar arasında derece yapıyorlar. Bunları yaralama hedefleri var. Bunların
Türkiye uzantıları var. Tespit ve tahminlerimiz var. Bu uzantılar devlet içinde devlet gayreti içinde adım atıyorlar.

BABAMIN OĞLU OLSA TANIMAM

Bu örgütlenmeyi kesinlikle meydana çıkaracağız. Babamızın oğlu olsa bizi ilgilendirmez.

28 ŞUBAT'TAN BİLİYORUZ

Burada bir çok değişik şeyler söylenecektir. Bunlara biz zaten alıştık. Daha önce biliyorsunuz, biz 28 Şubatları medya ile gördük, onlar o karanlık işleri çevridiler, STK'lar da karıştı. Biz bunlara yabancı değiliz. Bunun değişik versiyonu uygulanıyor. Biz gereken neyse aramızda görüşüp gerektiği anda yaparız.

EMNİYETTEKİ GÖREV DEĞİŞİKLİKLERİ BAŞKA İLLERE SIÇRAYABİLİR


Emniyette yapılan değişiklikler görevi kötüye kullanma anlayışından hareketle valilerimizin tasarrufunu kullanmasıdır. Farklı illere de sıçrayabilir. Gereken anında yapılacaktır. Bu iş anlaşılıyor ki siyasi noktada bir mühendisliktir, buna izin vermeyeceğiz."

17 Aralık 2013 Salı

Konya'da Başbakan'dan Önemli Açıklamalar



İstanbul'daki yolsuzluk operasyonunun yankıları sürerken, Başbakan Erdoğan Konya'da toplu açılışta konuşuyor. Erdoğan, "Hiçbir tehdide boyun eğmeyiz" dedi.
İşte Erdoğan'ın konuşmasından satır başları;

Konuşmamın başında Gölbaşı'nda şehit olan askerlerimize başsağlığı diliyorum. Hz. Mevlana'yı anmak için bir araya geldik. Vefatını 740. sene-i devriyesinde Mevlana'yı rahmetle anıyor mekanı cennet olsun diyorum.

Konya'nın bizim için çok ayrı bir yeri var. Konya en zor zamanlarda bize yol gösteren adeta kutup yıldızı oldu. Başımız ne zaman dara düşse Konya'nın desteğini hissettik.

İSTEDİKLERİ KADAR KİRLİ İTTİFAKLARA GİRSİNLER

Sizin açtığınız yoldan, sizin çizdiğiniz istikametten asla ayrılmayacağız. Hiçbir tehdide boyun eğmeyeceğiz. İstetikleri kadar çirkin yollara girsinler. İstedikleri kadar kirli ittifakların içine girsinler. Türkiye'de artık söz milletindir, karar milletindir, yetki milletindir.

ARKALARINA KARANLIK ÇEVRELERİ ALANLAR...

Arkasına karanlık odakları alanlar, çeteleri alanlar bu ülkeye istikamet çizemezler. Arkasına sermayenin medyanın gücünü alanlar bu ülkeye istikamet çizemezler. Türkiye içinde ve dışında bir takım karanlık çevrelerini alanlar istikametiyle oynayamazlar. Ayarlarınız değiştiremezler. Türkiye üzerinde operasyon yapılacak, ameliyat yapılacak bir ülke değildir. AK Parti iktidarı buna izin vermez.

ALLAH BES BAKİ HEVES

Allah Bes Baki Heves diye bir söz vardır. Biz buna inanıyoruz. Yani Allah yeter, gerisi boş hevestir. Kim nasıl saldırırsa saldırsın bizim Allah'ımız var, o bize yeter.

YASAKLARI KALDIRDIK

Sevgili Konyalılar 11 yıldır milletin hizmetindeyiz. Türkiye'yi büyütmek için büyük mücadele içindeyiz. Türkiye 11 yılda 3 kattan fazla büyüdü. İstikrarlı güvenli bir zemine kavuşturduk. Milletimizin değerlerini yok sayan kanunları değiştirdik. Biz yasakları kaldırıyor, milletimizin önüne seçenekler koyuyoruz. Hiçbir dayatma içinde değiliz ve müsamaha göstermiyoruz. Bu normalleşme Türkiye'ye hiçbir şey kaybettirmez.

BU BİR MÜJDEDİR

Bu bir müjdedir: 21. yüzyıl, Türkiye'nin yüzyılı olacak. Bunu engellemeye çalışacaklar. Durdurmaya, yavaşlatmaya çalışacaklar ama bu millet ülkesine, bayrağına devletine sahip çıkacak.

KİMSE OPERASYONA KALKIŞMASIN

Bayrağımıza alternatif tanımıyoruz. “Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır, Toprak, eğer uğrunda ölen varsa vatandır.”

Kimse bu topraklar üzerinde ameliyata kalkmasın. Bu vatan üzerinde kimse operasyona yapmaya kalkışmasın. Tek devlet Türkiye Cumhuriyeti Devletidir.

13 Aralık 2013 Cuma

Başbakan Erdoğan, 3 Gemi Hastanesi İçin Talimat Verdi







Sağlık Bakanı Müezzinoğlu, Başbakan Erdoğan'ın benzeri ABD'de bile olmayan gemi hastanesi için talimat verdiğini söyledi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, benzeri ABD'de bile olmayan doğal afetlerde görev yapacak 3 gemi hastanesi için talimat verdi.

Konuyla ilgili Vatan gazetesinden Deniz Güçer'in sorularını yanıtlayan Sağlık Bakanı Müezzinoğlu, "Proje ihale aşamasında. En geç Ocak ayında ihaleye çıkacağız. Son sunum yapılacak." açıklamasında da bulundu.

Müezzinoğlu'nun açıklamalarından satırbaşları;

- Yunanlı hekimler gündem olmuştu. Türkiye'de çalışmaya başladılar mı?

Yunanistan'la iki sorunumuz var. Biri dil sorunuydu, çözdük. Burada çalışıyorsa Türkçe öğreniyor. İkincisi ise Yunanistan'ın hekim eğitim kalitesi yüksek, YÖK denkliğinde sorunumuz yok ama çalışma kültürleri bize uymuyor. Çünkü '4-5 saat çalışırız' diyorlar. Biz de 4-5 saat çalışarak böyle bir sağlık hizmeti sunumu olur mu, bilmiyorum. Özel sektör planlayacak. Hekimlik mesleği 24 saatlik bir meslek. O nedenle değerli. Bir memur gibi düşünürsek mesleğimize en büyük kötülüğü yaparız.

DOKTOR VE HEMŞİRELERE YÖNELİK SALDIRILAR

- Sağlık çalışanlarına yönelik şiddet meselesinde önemli adımlar atıldı. Yasal düzenlemeler etkili oluyor mu?

Hukuk sisteminde ideali bulmak çok mümkün değil. Ama son 1 yılda özellikle hakimlerimizin bu tür olaylarda kanuni cezaları en üst düzeyde uygulamalarından memnunum açıkçası. Bunu olağan bir olay gibi görmüyor ve cezayı üst sınırdan veriyorlar. Yeni kanunla şiddet uygulayana tutuklama geliyor. Üç gün, beş gün bunlar düzenlenecek. Bilsin ki 'Ben doktora, hemşireye elimi kaldırdığım an en az bir gece tutuklu kalacağım'. Caydırıcılığını burada bekliyoruz. Cezaların ertelenmemesiyle ilgili de Adalet Bakanlığımızla görüşmelerimiz sürüyor.

"HEKİMLERE KENDİ CANIMIZ GİBİ BAKMALIYIZ"

- Yani şiddet uygulayanın cezası ertelenmeden uygulanacak?

Adalet Bakanlığı geniş bir çalışma yapıyor. Bizim Torbamızda bu var. Aslında toplumsal bilincin yükselmesi gerekiyor. O şiddet uyguladığın doktora en hayati durumda, çaresiz kaldığın anda ihtiyacın olabilir. Evladının, eşinin ihtiyacı olabilir. Hekime ve sağlık çalışanına kendi canımız gibi bakmamız lazım. Elbette o da insan. Hiç kusuru olmayacak, hata yapmayacak demek olmaz. Ama 24 saat çalışıyor, bayram yok, hafta sonu yok. Her zaman sana hizmet etme gibi bir mesleği var. Yapanlara karşı da anında çevrenin toplumsal bir tavır koymasının doğru olacağını düşünüyorum. 'Dur kardeşim yanlış yapıyorsun' demeyi de toplumsal bilince yerleştirmemiz lazım.

ŞOK DİYETLERİN FAYDASINA İNANMIYORUM

- Onlarca farklı diyet var...

İlkesel olarak isimlerle ilgili konuşmam. Her bünyenin kendisine ait farklı özellikleri var. Ancak 4 temel gıda var: Protein, yağ, karbonhidratlar, mineral ve vitaminler. Biri yasaklanıyor. Ben şok diyetlerin hiçbirinin kalıcı olarak faydası olduğuna inanmıyorum. Oysa mesela benim fazlam nedir? Diyelim ki yüzde 20. Masada 20, 30 senedir alıştığımı bir defa yüzde 20 azaltıyorum. 3 dilimse 2'ye indiriyorum. Pilavın üçte birini yiyorum, etli yemekleri üçte bir azaltıyorum. Yani üçte bir, dörtte bir azalt ve bunu bir kültüre dönüştür, sürdürülebilir yap. Bünyeyi de şoklama. Bakıyorum, 'ben bir ay yağ almıyorum, karbonhidrat almıyorum' deniyor. Ama senin beynin buna hep alışarak geldi. Birden onu tamamen yok haline getiriyorsun. Tamamen 'yok' haline getirmek sağlıklı bir diyet değildir.

SAĞLIKLI DİYETİN SIRRI

- Öncelikle masadakileri gerektiği kadar azaltacağız...

Doğru. Sabah kalktıktan sonra yatıncaya kadar tüketme, yakma yapılıyor. Sabah dört dörtlük ideal bir kahvaltı. Yağı, proteini, karbonhidratı olan, hepsinin hakkını vererek ama hiçbirinde fazlaya kaçmadan iyi bir kahvaltı yapılmalı. Öğle yemeği orta halli. Akşam yemeğinde es geçebildiğin kadar geç!

DEPREME KARŞI YÜZEN GEMİ

Erdoğan talimat verdi, benzeri ABD'de bile olmayan doğal afetlerde görev yapacak 3 gemi hastanesi için ihaleye çıkılıyor...

- Gemi hastaneyle ilgili hangi aşamaya gelindi?

Proje ihale aşamasında. En geç Ocak ayında ihaleye çıkacağız. Son sunum yapılacak.

- Sanıyorum tek örnek ABD'de bulunuyor?

ABD'de de bunun örneği yok. Orada bir petrol tankerini hastaneye dönüştürmüşler. Gidip gördüm. Bir geminin hastaneye dönüştürülmesi farklı, proje bazlı gemi hastane yapmak farklı. Bu dünyada tek olacak. ABD'de de komutanlarla görüştüğümde çektikleri sıkıntıları gördüm. Nereyi istedikleri değiştiremediklerini anlattılar. Bizimki ise dünyada gemi hastane olarak inşaa edilen ilk proje olacak. Biz de yanılmıyorsam 2. Abdülhamit döneminde iki gemimizi savaş döneminde gemi hastane olarak kullanmışız. Birinin adı Gülnihal.

GEMİNİN ADI NE OLACAK?

- Bu gemi hastanenin adı da Gülnihal olabilir mi?

Olabilir ama kamuoyuna sorarız. Okyanusta gidebilecek, kapasitesi geniş bir gemi hastanenin, ülkemizin olağanüstü durumlarında -afetti, depremdi- hizmet vermesi önemli. Yine olağanüstü durumlarda Türkiye'nin Dünya genelinde marka değeri olan bir hastaneyi hizmete kazandırması da önemli.

* Maliyet hesabı yapıldı mı?

Tahmin edilen 150 milyon dolar gibi bir rakam. Ama henüz proje ihalesi tamamlanmadı. O ihaleden sonra gerçek rakamlar karşımıza gelir. Belki kiralama sistemi yapabiliriz. Kamu özel ortaklığında bir formül olabilir.

* Beyin ameliyatı bile yapılabilecek değil mi?

Evet. 8 ameliyathanesi var. Yoğun bakım, doğumhane, beyin cerrahi, diyaliz ünitesi.

GEMİ HASTANEDE 200 YATAK VAR

Bakanlığın bir ay içinde ihaleye çıkacağı gemi hastaneyle ilgili rakamlar şöyle:

Toplam alan 15-20 bin metrekare.

- 15 muayene, 15 müşahede, 2 müdahale, 2 resüsitasyon yatağına sahip.

- 17 branşta poliklinik bulunacak

- Her türlü ameliyat yapılabilecek.

- 8 ameliyathaneden 2'si özellikle beyin cerrahi için kullanılacak.

- 2 doğumhane, 6 yataklı diyaliz ünitesi, 2 yataklı yanık ünitesiyle toplam 200 yatak olacak.

- 316 sağlık personelinin gemi hastanede görev yapması planlanıyor.

8 Aralık 2013 Pazar

Başbakan'ı Beklerken Kadınlar Kavga Etti



Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Uzunköprü'de yapacağı konuşma öncesinde miting alanında kadınlar saç başa kavga etti.


Başbakan Erdoğan, toplu açılış töreni yapmak için Uzunköprü'de miting düzenledi. Miting başlamadan önce kadınlardan oluşan bir grup daha ön sırada yer almak için tartışmaya başladı. Kadınlar arasında bu tartışma kısa sürede kavgaya dönüştü.

KADINLAR BİRBİRİNE GİRDİ

Başbakan Erdoğan , Uzunköprü'ye gelmeden önce de miting alanında önde yer almak isteyen kadınlar arasında tartışma çıktı. Bazı kadınlar arasındaki tartışma kısa süre sonra saç saça baş başa kavgaya dönüştü. Kadınların kavgası araya girenler tarafından durduruldu.

Erdoğan, Uzunköprü'deki konuşmasının ardından helikopterle Trakya gezisinin son durağı olan Keşan İlçesi'ne hareket etti

Copyright @ 2013 Hayallere Giden Yol. Designed by Elementx | Love for Siristatlı