Duyuru:

Web sitemize hoş geldiniz, umuyoruz ki web sayfamızı beğenirsiniz ve her zaman misafirimiz olursunuz.

önce sağlık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
önce sağlık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Ocak 2014 Perşembe

Bu formüllerle gribe meydan okuyun!



Griple savaşta en etkili besinlerin başında zencefil geliyor. Zencefilin içerisinde onlarca doğal antibiyotik keşfedildiğini söyleyen Uzman doktor Elif Güveloğlu, bitkinin bu yönüyle hem bakterilere hem de virüslere karşı etkili olduğuna dikkat çekiyor.Journal of Ethnopharmacology' dergisinde geçen sene yayınlanan bir çalışma taze zencefilin, dünyada en yaygın grip etkeni virüslerden olan (HRSV- insan solunum sinsityal) virüsünün, deneysel ortamda üremesini engellediği gösteriyor. Solunum yolu hücrelerinin de kullanıldığı kapsamlı araştırmada, zencefilin yalnızca virüsün üremesini engellemekle kalmadığı, solunum yolu epitel hücrelerine tutunmasını da engellediği belirtiliyor.Peki, taze zencefilden nasıl yararlanmak gerekiyor? Dr. Güveloğlu, taze zencefili, katı meyve sıkacağında suyunu çıkarıp diğer meyve suları ile karıştırarak çiğ olarak tüketebileceğinizi söylüyor.


TAZE ZENCEFİL VE MEYVE

Malzemeler:

* Yarım kibrit kutusu kadar çiğ zencefil
* Yarım nar (dış kabuğu soyulmuş, iç zarları ile birlikte)
* 1 elma
* 1 kivi
* 1 mandalina veya portakal (kabuklu)

Hazırlanışı: Tüm malzemeyi kabuklarıyla birlikta katı meyve sıkacağından geçirin. Çocuklara verilecekse yarısını ballı su ile karıştırın.





ZENCEFİL ÇAYI

Malzemeler:

* 1 kibrit kutusu taze zencefil (ince ince dilimlenmiş)
* 1 avuç kurutulmuş ıhlamur çiçeği
* 1-2 kabuk tarçın
* 8 - 10 karanfil tanesi

Hazırlanışı: Porselen bir demliğe tüm malzemeyi koyun ve üzerine kaynar su boşaltarak, alttaki çaydanlığın buharı ile en az 20 - 25 dakika siyah çay demler gibi demleyin.ZENCEFİLLİ BALLI LİMONATA



Malzemeler:

* 5 adet kalın kabuklu ve kabuğu işlem görmemiş doğal limon
* Yarım demet taze nane
* 1 kibrit kutusu taze zencefil
* İyi kalite doğal bir süzme bal (arzu edilen miktarda)

Hazırlanışı: İlk olarak bir cam kabın içine limonata için gerekli olacak kadar içme suyu koyun ve bu suyun içine, rendenin en ince tarafı ile hem limon kabuklarını hem de taze zencefili rendeleyin. Sonra mikserde iyice incelttiğiniz nane yapraklarını da suya atın ve yarım saat bekletin. Ardından suyu süzüp arzu edilen miktarda bal ile tatlandırın. Eğer bala allerjiniz var veya balın kalitesinden emin değilseniz şeker ekleyin.


Nar E vitamini ve selenyum içeriyor

Gripte etkili meyvelerin en önemlilerinden biri de nar. Nar; grip virüsleriyle çekirdeği, iç zarları ve meyve taneleri ile ayrı ayrı savaşıyor. İç beyaz zarlarının ve nar çekirdeklerinin içerdiği tanenler, ellajik asit ve gallik asit bu meyvenin kuvvetli tarafları. İçerdiği antosiyaninlerin bilinen en güçlü antioksidanlar olması narı viral enfeksiyonlar sırasında en güçlü savaşçı yapıyor. Narın bağışıklık sistemini kuvvetlendirici özelliği de bulunuyor.

Bu noktada kivi de çok etkili bir bağışıklık sistemi güçlendiricisi olarak tanınıyor ve özellikle çekirdeklerinin iki önemli bağışıklık güçlendiricisi olan E vitamini ve selenyum içerdikleri belirtiliyor.


NAR KABUĞU ÇAYI

Malzemeler:

*İnce doğranmış bir adet taze nar kabuğu

Hazırlanışı: Doğranmış nar kabuklarını porselen demliğe koyun ve üzerine yarım litre kaynar su boca ettikten sonra 10 - 15 dakika demleyin. Günde 2 su bardağına kadar içebilirsiniz. Tadı acı olsa da etkili bir mikrop öldürücüdür. 5 yaşından itibaren çocuklara da verebilir, acı gelirse kaynar su ekleyebilirsiniz.


KUŞBURNU ÇAYI

Malzemeler:

* 1 avuç kuşburnu
* Yarım litre içme suyu

Hazırlanışı: Kuşburnu demleme süresi uzun bir çay olarak biliniyor. Kuşburnu meyvelerini kestane dilimleri gibi bıçakla tek tek ikiye ayırın. Ardından porselen bir kaba koyup üzerine soğuk içme suyu ilave edin ve kaynayan bir çaydanlığın üzerine oturtun. Yarım saat kadar bu şekilde demlenmeye bırakın. Kaynar su kuşburnu meyveleri ile doğrudan temas etmediği için bu yöntemle kuşburnundaki C vitamininden ve diğer antioksidanlardan.daha fazla yararlanırsınız.


"H3N2" virüsü, aktarlara ilgiyi artırdı

Ülke genelinde son günlerde yaygın olarak görülen A (H3N2) tipi grip virüsünden korunmak isteyen çok sayıda vatandaş, aktarlara başvuruyor. Aktarlarda bugünlerde en fazla, kilogramı 45 liradan satılan ıhlamur talep görüyor.

Özel karışım kış çayı kilosu 40, adaçayı, hatmi çiçeği ve papatya 30, zencefil ve zerdeçal 25, kuşburnu ise 9 liradan satılıyor. Aktarlar, müşterilerine ıhlamur, adaçayı, papatya, hatmi çiçeği, kuşburnu, narçiçeği, tarçın, zencefil, karanfil, zerdeçal ve okaliptüs yaprağı kullanarak hazırlanana kış çayını tavsiye ediyor.

7 Ocak 2014 Salı

Grip aşısını bu durumda yaptırmayın



Grip salgını, grip aşısını da gündeme taşıdı. Uzmanlara göre, hastayken aşı yaptırmak bağışıklık sistemine aşırı yük bindiriyor
Grip salgını nedeniyle hastanelerin acil servisleri dolup taşıyor. Salgın, grip aşısı ve aşının zamanlaması tartışmalarını da yeniden gündeme taşıdı. Her yıl ekim ayı başlarında grip aşısı mevsimi başlıyor. Ancak uzmanlar, soğuk algınlığına yakalananların grip aşısı olmamasını öneriyor. Zira vücut bir hastalıkla savaşırken aşı olunca bağışıklık sistemi daha da yoruluyor. Uzmanlar en kötü ihtimalle hastalık bittikten sonra aşı yapılmasını tavsiye ediyor.


Uzm. Dr. Eren Eroğlu (Liv Hospital Check-Up ve Sağlıklı Yaşam Kliniği):
Aşının arkasında yatan temel amaç bağışıklık sistemini uyararak korunmak istenen hastalığa karşı önceden bir cevap oluşturmak ve gerçek mikropla karşılaşıldığında onu yok etmek üzere hazır olmaktır. O nedenle bağışıklık sistemi aşı sırasında her unsuruyla böyle bir duruma yeterli ve yetenekli olmalıdır. Başka hastalıklar gibi onu meşgul eden ya da reaksiyonlarını bozan etkenler aşıya oluşacak cevabı bozacaktır. Böylece istenen fayda elde edilemeyecektir. Hazır olmayan bir bağışıklık sistemi aşılama ile muhtemel faydayı elde edemeyecektir.

GRİP AŞISI İÇİN SON ÇAĞRI…
Sağlık Bakanlığı, grip aşısı için bu sezon son çağrıyı yaptı, gripten korunmak için özellikle aşı yaptırmayan risk gruplarını uyardı. Sağlık Bakanlığı yetkilileri “Aşılanmak için de henüz geç değil. Şubat sonuna kadar aşı yapılabilir” diyor. Türkiye’de bu sene yaygın olarak H3N2 tipi grip virüsünün görüldüğünü söyleyen uzmanlar, “Şu an grip virüsünün en yaygın görüldüğü dönemi yaşıyoruz. Ama olağanüstü durum yok. H3N2 gribi, domuz gribi diye bilinen H1N1′den daha zor atlatılan bir grip” dedi. Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Kurumu Başkan Yardımcısı Dr. Mehmet Ali Torunoğlu da, “Aslında domuz gribi olarak anılan H1N1 virüsü olsa daha iyi ama H3N2 daha ağır seyrediyor. Halen her 100 kişiden 4′ünde grip görüldüğünü söyleyebiliriz. İstirahat, işe ya da okula rahatsızlık bitmeden dönmemek yayılma hızını azaltır” diye konuştu.

31 Aralık 2013 Salı

Ayran tüketmek stresi önlüyor



Ayran antistres besinler listesinin ilk sıralarında yer alıyor.
Günümüz yoğun iş temposunda çalışmaya dalan, gün içinde yeterli sıvı almayan kişilerin sağlıklarıyla ilgili olarak çok kötü sürprizler meydana gelebilmekte.

Uzmanlar “Her gün yeterli sıvı alınmalı, alınan sıvı, elektrolit adı verilen sodyum ve klorür iyonlarından zengin olmalıdır.” uyarısında bulunuyor. Ayrıca yazın olduğu kadar kışın da özellikle katı yiyeceklerin tüketildiği öğünlerde sıvıcı içeklerin arasında en sağlıklısı olan ayranın tüketilmesi öneriliyor.

Gıda mühendisi Nilüfer Hakarayan, ayranın triptofan ve kalsiyum ihtiva etmesi vesilesi ile ayranın antistres özellikte bulunduğunu söyledi.

Ayran antistres besinler listesinin ilk sıralarında yer alıyor.

Nilüfer Hakarayan sözlerine şöyle devam etti: “Ayranın normal bir bireyin vücudunda hiçbir zararlı etkisinin olmamakla birlikte, sindirim ve boşaltım sistemlerinde karşılaşılan ;ishal, peklik, kalın bağırsak, mide, bağırsak iltihabı gibi rahatsızlıklarda tedavilerine yardımcı olarak tüketilebilir. Kahve, çay gibi bazı içeceklerin uyarıcı etkisi oldukları bilinir. Ayran gibi bazı içeceklerde yüksek sakinleştirici özellik olduğu ise fazla bilinmemektedir. Halbuki kalsiyum açısından zengin olan besinler gevşetici etkiye sahiptir.Bu vesile ile Bolca triptofan ve kalsiyum içeren ayran antistres besinler listesinin ilk sıralarında yer almakta.

8 Aralık 2013 Pazar

Saç kəpəyindən qurtulmanın çarəsi tapıldı



Kəpək bir çox insanın qarşılaşdığı saç problemlərindən biridir. Kəpəyin öhdəsindən gəlmək üçün təbii üsullardan faydalana bilərsiniz. Sizə ən təsirli maskalardan birini təqdim edirik.
Bunun üçün 1 xörək qaşığı alma sirkəsi, 1 fincan mədən suyu, 1 xörək qaşığı polen (çiçək tozu), 1 çay qaşığı dəniz duzu lazımdır. Bütün vasitələri bir-birinə qarışdırın. Daha sonra hazırlanmış qarışığı saçınızın diblərinə çəkin. Bir saat saçınızda saxlayın, sonra ilıq su ilə yuyun.





1 yemek kaşığı elma sirkesi
1çay bardağı maden suyu
1 yemek kaşığı polen çiçek tozu
1 şeker kaşığı deniz tuzu

3 Aralık 2013 Salı

Migren tedavisinde kalıcı çözüm!

Dokuları yeniden canlandıran tedavi yöntemi “Proloterapi” migrene kalıcı çözüm getiriyor.Anestezi ve Reanimasyon Uzm. Dr. İlker Solmaz, dokuları yeniden canlandıran tedavi yöntemi "Proloterapi" ile migren ataklarının azaltıldığını ve çoğunlukla da kalıcı olarak tedavi edilebildiğini söyledi.

Çağımızın hastalıklarından biri olan migren, ağrı geldiği zaman birçok kişinin yaşamını çekilmez hale getiren bir hastalık. Uzun soluklu tedavilerle ancak başa çıkılabilen migrenden Proloterapi ile kurtulmak mümkün.
Anestezi, Reanimasyon ve Proloterapi Uzmanı Dr. İlker Solmaz, migrenin belirli aralıklarla gelen hafif baş ağrısından, çok şiddetli baş ağrısına kadar değişen bir hastalık olduğunu belirterek, hastalığın genellikle tek taraflı, yoğun ve zonklayıcı tarzda bir baş ağrısı, bulantı, kusma, görme bozuklukları, ışıktan ve sesten rahatsız olma, baş dönmesi gibi bulgularla seyrettiğini anımsattı.
Ağrının nedeni ortadan kaldırılıyor
Uzm. Dr. Solmaz ağrı kesicilerin ağrıyı bir süre için ertelediğine işaret ederek, Proloterapinin ağrının nedenini ortadan kaldırdığını vurguladı. Dr. İlker Solmaz, yönteme ilişkin şu bilgileri verdi:
"Boyun ve baş bölgesinde yer alan ağrıların en çok sebebi boyun omurgasını birbirine bağlayan bağlardaki harabiyettir. Omurgadaki bağların zayıflığı boyun baş-boyun bölgesindeki kasların kasılmasına bu da şiddetli ve ağrı kesicilere cevap vermeyen ağrıların ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Proloterapi uygulamasıyla bu bölgede yer alan hasarlı bağlara yeniden can veriyoruz. İçerisinde şekerli serumun da bulunduğu özel bir sıvıenjeksiyonu ile hasarlı bölgede mikropsuz iltihap oluşturuyoruz. Bu iltihaplı bölge kısa zamanda tamirci hücreler tarafından işgal ediliyor ve o bölgede sağlam bir dokunun oluşması sağlanarak ağrının nedeni ortadan kaldırılıyor."
Migren Yaşamınıza Engel Olmasın
Migren ataklarını tetikleyen unsurların kişiden kişiye değiştiğinin altını çizen İlker Solmaz,yüksek tansiyon, kadınlarda regl dönemleri, alkol, duygusal stres, aç kalma ve çok fazla ya da az uyku gibi fiziksel stresin yanı sıra, iklim değişikliği, yoğun kokulargöz kamaştıranyoğun ışıklar ve ses gibi faktörlerin en sık görülen tetikleyiciler olduğunu belirtti.
Migren şikâyetiyle gelen tüm hastaların Proloterapi yöntemi ile ilaç kullanmayı bıraktıklarını ve atakların tekrarlamadığını vurgulayan Uzm. Dr.İlker Solmaz; 4-6 seansta migrenataklarından kurtulmanın mümkün olduğunu dile getirerek, Proloterapinin yanı sıra yapılması gerekenleri şöyle sıraladı:
·        Yaşam tarzının düzenli olması,
·        Düzenli uyumak,
·        Düzenli yemek yemek,
·        Bilinen tetikleyicilerden uzak durmak (kafein, eski peynir, et koruyucuları, monosodyum glutamat, salamura ürünler, çerez)
·        Düzenli aerobik egzersiz yapmak,
·        Stresi azaltmak, stresli durumlardan kurtulmak için ileriye yönelik plan yapmak,
·        Boş zamanlar, hobiler, sosyal aktiviteleri artırmak,
·        Çevresel etkenlerden kaçınmak,
·        Güneş gözlüğü takmak,
·        Dumanlı, kokulu, gürültülü ortamlardan uzak durmak,
·        Vücut duruşunun düzgün olmasına dikkat etmek.

1 Aralık 2013 Pazar

Bebeğinizi kışın öperken dikkat

Prof. Dr. İpek Akman, RSV virüsüne karşı uyardı: Her yıl 400 bin çocuk bu yüzden hayatını kaybediyor. Hijyen kurallarına uyun ve bebeğinizi sık sık öpmekten kaçının
Medical Park Göztepe Hastane Kompleksi Çocuk Sağlığı ve Yenidoğan Uzmanı Prof. Dr. İpek Akman; kış aylarında, özellikle yeni doğan bebeklerde bronşit ve zatürreye neden olabilen RSV virüsü ile ilgili bilgiler verdi…

Kış aylarında tehlike oluşturan RSV virüsü nedir?



Özellikle bebekleri tehdit eden Respiratuar Sinsiyal Virüs (RSV); çocuklarda ve yetişkinlerde solunum yolu enfeksiyonlarına, bronşit ve zatürreye yol açan bir virüstür. RSV virüsünün kuluçka dönemi iki-sekiz gündür ve enfeksiyonu kapan kişi bir-üç hafta boyunca virüsü çevresine bulaştırabilir.
Kimler risk altındadır?
RSV virüsüne bağlı alt solunum yolu enfeksiyonları; bazı risk faktörlerini taşıyan bebeklerde solunum yetmezliği ve ölüme yol açabilir. Özellikle prematüre doğmuş bebekler, yoğun bakımda çok uzun kalıp kronik akciğer hastalığı gelişmiş bebekler veya kalp yetmezliği tedavisi gören bebekler, bu virüsle enfekte olurlarsa hayati tehlike doğabilir. Bağışıklık sistemi bozuk olan çocuklar ve astım hastaları da RSV açısından riskli gruplardır.
Neden prematüre bebekler daha fazla risk altındadır?
Prematüre bebekler, akciğer gelişimini tamamlayamadan doğdukları için enfeksiyon kaparlarsa, hastalığı daha ağır geçirirler. Prematüre bebekler, bağışıklık sistemleri tam gelişmediği için hastalıklara karşı dirençsizdir. Çocuğun yaşı ne kadar küçükse ağır hastalık geçirme riski o kadar fazladır.
GLOBAL BİR SORUN
Bu virüsün toplumda görülme sıklığı nelerdir?
Altı aydan küçük bebeklerde alt solunum yolu (bronşit ve zatürre) enfeksiyonlarının yüzde 35-50′si RSV virüsüne bağlı olarak gelişir. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) rakamlarına göre, dünyada her yıl yaklaşık 400 bin bebek bu virüs nedeniyle ölüyor. Yenidoğan döneminde RSV bronşiyoliti olan bebeklerde, ileride astım görülme riski artıyor. Virüs her yerde olabildiği için; 1 yaşına kadar olan çocukların yüzde 50′si, 2 yaşına kadar olanların ise tamamı bu virüsle tanışıyor.
HASTALIKTAN KORUNMAK İÇİN TÜYOLAR
Aileler çocuklarını virüsten korumak için nasıl önlemler alabilir?
Hastayla yakın teması sınırlandırın.
Hasta kişiler maske kullanmalı.
Bebeğe dokunmadan önce ellerinizi yıkayın.
Hijyene dikkat edin.
Bebekleri kalabalık ortamlardan (alışveriş merkezi, toplu taşıma araçları, kreş) uzak tutun.
Özellikle bebekleri öpmekten kaçının.
Kardeşleriyle ya da büyükleriyle aynı odada yatırmayın.
Oyuncakları sık sık dezenfekte edin.
Koruyucu ilaçlar konusunda doktordan bilgi alın.
Bebekleri sigara içilen ortamlardan uzak tutun.
YOĞUN BAKIM ŞART
Türkiye’de RSV hastalığının yüzde 92′si, Ekim- Nisan ayları arasında görülüyor. Bu dönemde; gebelik haftası 29 haftadan küçük olanlar ile kalp hastalığı olan bebekler mutlaka koruma altına alınmalı.
Hasta bebekte RSV enfeksiyonuna bağlı solunum zorluğu, beslenme güçlüğü görülebilir. Bazı bebeklerin hastaneye veya yoğun bakıma yatmaları gerekebilir.
HANGİ ŞİKAYETLER GÖRÜLÜR?
Hastada burun akıntısı, öksürük, hırıltı, hızlı nefes alma ve ateş gibi şikayetler görülebilir. Erişkinler ve 2 yaşın üzerindeki çocuklar genellikle bu tür belirtilerle hastalığı atlatır. Ancak prematüre bebekler ve diğer risk gruplarında, hastalık üçbeş gün sonra alt solunum yollarına inerek ciddi sağlık sorunlarına neden olur. Nefes darlığı, solunum sıkıntısı, yoğun öksürük ve dudakta morarma görülebilir. Bu bebeklerde yüksek ateş görülmeyebilir.
RSV VİRÜSÜNÜN AŞISI YOK!
Günümüzde RSV virüsüne karşı etkin ve güvenilir bir aşı bulunmuyor. RSV virüsünden korunmak için; yüksek riskli bebeklere pasif bağışıklama, yani sonbahar ve kış sezonu boyunca ayda bir antikor verilmesi öneriliyor.
Pasif bağışıklama uygulanması gereken hastaları şöyle sıralayabiliriz: Gebelik haftası 29 haftadan küçük ve 1 yaşından küçükler. Kronik akciğer hastalığı olan ve 2 yaşından küçük bebekler ve tedavi gerektiren kalp hastalığı olan 1 yaşından küçük bebekler.
OKSİJEN MASKESİ GEREKEBİLİR
Hastalığın tanısı nasıl konur?
RSV enfeksiyonunun tanısı, solunum yolu sekresyonlarında RSV antijenine bakılarak konulur. Bu, yüzde 90 oranında doğru sonuç veren bir yöntemdir. Solunum salgılarına virüs kültürü yapılması, beş gün içinde kesin sonuç veren bir testtir ancak pahalı bir yöntem olduğundan sık kullanılmıyor.
Hastalığın tedavisi nasıl yapılır?
Hasta bebek, nefes darlığı ve solunum güçlüğü çekiyorsa; bronşları genişleten ilaçlar, nebülizatör denilen cihazla buhar halinde uygulanır. Bebeğin oksijene ihtiyacı varsa, oksijen maskesi ile destek sağlanır.


30 Kasım 2013 Cumartesi

Gece yemek yiyenler dikkat

Uzman Diyetisyen Serkan Tutar, gece yemek yemenin belirli sindirim sistemi rahatsızlıklarına, reflüye ve kilo problemlerine neden olabileceğini belirtti.



Gece yemek yemenin günümüzde birçok insanın yaşadığı problemlerden birisi olduğunu kaydeden Uzman Diyetisyen Serkan Tutar, “Mesai saatinin geç saatlerde bitmesi, eve geç dönme veya keyfi olarak gece daha geç saatlere kadar oturma gibi durumlarda bir şeyler atıştırma ihtiyacı doğar. Bu durum uzun vadeli bakıldığında belirli sindirim sistemi rahatsızlıklarına, reflüye ve kilo problemlerine neden olabilir. Gece yemek yeme genelde iki şekilde olmaktadır. Ortalama akşam yemeğini en geç sekizde tüketen bir birey son ara öğünü yaptıktan sonra gece saat 00.00-00.30 gibi uyuyorsa gece atıştırma gibi bir ihtiyaç söz konusu değildir. Fakat geç saatlere kadar bilgisayar veya televizyon başında oturuyorsanız vücudunuz geç saatlere doğru bir şeyler atıştırmanız için alarm verir. Bu tür durumları yaşamamak için düzenli uyku şarttır. Eğer geç saatlere kadar oturmak zorunda iseniz yatmadan iki saat öncesinde besin tüketimini kesmelisiniz. Gece yemek yemenin diğer bir problemi ise vücudun bu duruma alışmasıdır. Eğer uzun süre yatmadan bir şeyler tüketmiş ve tok mideye uyumuşsanız bu alışkanlığa döner. Bunu yenebilmenin tek yolu ise bir hafta civarında vücudunuza direnmeli ve vücudunuz besin tüketmek istese bile tüketmemelisiniz. Keyfi olarak geç saatlere kadar oturup besin tüketmenize göre çok daha farklı bir konudur gece uykudan uyanıp besin tüketme ihtiyacının doğması. Bunun iki farklı nedeni olabilir.
Birincisi kan şekeri dengenizin düzensiz olarak dalgalanma yapmasıdır. Gece çok aç kalkıp özellikle karbonhidratlı besin tüketimi istiyorsanız en kısa zamanda şekerinizin dengesine baktırmalısınız. İkinci durum ise geceleri aynı saatte kurulmuş saat gibi kalkmanız ve besin tüketimi yapmanızdır. Bu durum ise genel olarak psikolojinizin bozuk olduğunu gösterir. Elinizde olmadan aynı saatte uyanıp tok olmanıza karşın atıştırıyorsanız en kısa zamanda kendinizi başka problemler yaşamadan toparlamalısınız. Bu problemi yenmek bir iki günde gerçekleşmeyeceği için en azından geceleri uyandığınızda ilk olarak yatağınızdan kalkmamayı denemeli en fazla başınıza su koyup onu içmelisiniz. İlla bir şeyler tüketecekseniz ekmek, tatlı, çikolata vb karbonhidratlı besinler yerine yoğurt, ayran, peynir, süt gibi proteinli besinleri tercih etmelisiniz.” diye konuştu. 

28 Kasım 2013 Perşembe

Kışın şifa kaynaklarına dikkat

sağlıklı şekilde yaşamak istiyorsan en önemlisi sağlığımıza dikkat etmemiz gerekiyor bu hususdada elimizden gelen araştırmalar yapılıyor  bunlardan  en önemlisi son yıllarda yapılan araştırmalar; bakliyatların yüksek çeper ve bitkisel protein içerdiğini, B vitamini ve bazı mineraller açısından zengin olduğunu ortaya koydu. Yüksek oranda lif, ancak çok az yağ içerenbakliyatlar sağlık açısından da vazgeçilmezdir.Gelelim bakliyyatları yakından tanımağa:

1) Yeşil mercimek

Yüzde 24 oranında protein içerir. 1 kg mercimek, 1 kg etteki, 1 kg buğday ekmeğindeki karbonhidrat ve madenleri rahatça karşılar. Ayrıca A, B1, B2, C vitaminleri, kalsiyum, sodyum, potasyum, demir, fosfor, kükürt, çinko, klor, bakır, iyot, albümin içerir. Özellikle kansız, halsiz, sinirli kişilere yararlıdır. İçine et veya kıyma konulmasına gerek yoktur. Biraz sıvı yağ ile pişirilse daha sağlıklı olur ve kolesterol hastaları için risk taşımaz.

 2) Nohut

 Bol fosfat, yüzde 20 civarlarında protein, az yağ, bol karbonhidrat ve lif içerir. Ayrıca demir, kalsiyum, potasyum ve fosfor bulunur. 1 fincan nohut 120 grametteki kadar protein sağlar. Leblebi de nohutun kavrulup kabuğunun çıkarılmış halidir.

3) Soya fasulyesi

Yapılan araştırmalar soya fasulyesini hem besleyici hem de yüksek oranda protein sağlayan bir bitki olduğunu gösterdi. Yüksek oranda aminoasit içerir. Dolayısıyla protein açısından aranılan bir sebzedir. Vejetaryenler için de çok yararlıdır. Soyada cinsine göre yüzde 36 protein, yüzde 18 yağ, yüzde 20 karbonhidrat bulunur.

 4) Kuru fasulye

Kuru fasulyede etten daha fazla albümin vardır. Ayrıca karbonhidrat, kalsiyum, magnezyum, demir, bakır, manganez ve fosfat açısından zengindir. 100 gramında 350 kalori vardır. Zencefil, kimyon, havuç, soğan, kekik ve biberiye katılırsa sindirimi daha kolay olur.

İlaç gibi sebze brokoli

Brokoli sadece kanserde değil, aynı zamanda antioksidan özelliğinden dolayı birçok hastalıkta da koruyucu veya tedaviye yardımcıdır. Mükemmel bir A ve C vitamini deposudur. 100 gram brokolide yaklaşık 100 mg C vitamini vardır. Aynı zamanda yüksek oranda potasyum ve kalsiyumda içerir. Bu nedenle kas kramplarında, kemik erimesinde, büyüme çağında ve ishallerde yararlıdır. Brokolide sülforafan ismi verilen sağlığa yararlı doğal bazı kimyasal maddeler vardır. Hayvanlarda yapılan bazı deneylerde sülforafan maddelerinin tümör büyümesine engel olduğu bilimsel olarak saptanmıştır.
Bademli brokoli (2 kişilik)
300 gr brokoliyi haşlayın. Daha sonra teflonda hafifçe çevirin. Pişmesine yakın üzerine 40-50 gr kadar iri doğranmış badem serpin. Zencefil, kırmızı pul biber ve soya sosuyla aromalandırın.

22 Kasım 2013 Cuma

Sağlıklı Zayıflamanın 10 Kuralı


Kural 1
• Her sabah uyanınca ilk iş oda sıcaklığında iki büyük bardak su için.
Kural 2
• Gün içinde en az üç litre su tüketin. Suya isteğinize göre taze sıkılmış limon suyu ya da elma sirkesi ekleyebilirsiniz.
Kural 3
• Yemekle birlikte kesinlikle su içmeyin. Yemeklerden yarım saat önce su tüketimini bırakın ve bir saat sonra tekrar başlayın.
Kural 4
•Her gün üç poşet karbonat ve bir çay kaşığı Himalaya tuzunu suda eritipiçin. Her bir poşet karbonat için bir bardak su tüketin. Bir çay kaşığı tuz da yine başka bardağa konacak ve içilecek.
Kural 5
• En büyük öğünü sabah 11:00 ve öğlenden sonra 16:00 arasında yeyin.
Kural 6
•Zayıflama kürünü uygularken siyah çay, kahve, gazlı içecek ve hazır kutulardaki meyve sularını kesinlikle içmeyin.
Kural 7
•Güneş batınca çorba dışında hiçbir şey yemeyin. Sebze ve mercimek çorbası serbest.
Kural 8
•Zayıflama kürü süresince süt, peynir, yoğurt, yumurta ve tavuk tüketmeyin.
Kural 9
•Ve ekmek... 11.00-16.00 arası dışındaki saatlerde ekmek yemeyin. Bu saatlerde de mutlaka kızarmış ve beyaz ekmek dış,ndakileri tüketin
Kural 10
•Her gün açık havadqa en az 30 dakika yürüyüş yapın. Park, koru, deiz kenarını tercih edin.

20 Kasım 2013 Çarşamba

Bu vitaminler kışın kilo alımını önlüyor

Bu vitaminler kışın kilo alımını önlüyor

Beslenmenin önem kazandıığı kış mevsiminde, A ve C vitaminleri kilo alımını önlüyor.
Beslenme ve Diyet Uzmanı Sevim Uslu, kış ayında kilo almamak için özellikle A ve C vitaminlerinin kullanılmasını önerdi.
Şırnak Devlet Hastanesi'nde görev yapan Beslenme ve Diyet Uzmanı Sevim Uslu, kış ayında kilo almamak için özellikle A ve C vitaminlerinin kullanılmasını önerdi.Diyetisyen Sevim Uslu, kış mevsiminin yaklaştığı bu günlerde beslenmenin çok daha önem kazandığını belirterek, A ve C vitamini gibi antioksidan vitaminlere önem verilmesi gerektiğini söyledi.

ANTİOKSİDAN VİTAMİNLER ÖNEMLİ

Özellikle hastalıklardan korunmak ve vücut kitlesindeki olumsuz değişiklikler, kilo artışı gibi problemlerin önüne geçmek için beslenmeye çok dikkat edilmesi uyarısında bulunan Uslu, "Bu dönemde her şeyden önce, beslenmemizde vitaminler çok önemli bir yere sahip oluyor. Özellikle hastalıklardan korunmak ve vücudumuzun bağışıklığının arttırılması için C ve A vitamini gibi antioksidan vitaminler çok önemli yer kaplamakta. Havuç, ıspanak, brokoli, turunçgiller gibi besinlerde bol bol C vitamini ve A vitamini bulunmakta. Günlük besin tüketiminizde bu vitaminlerin kaynaklarını arttırmak bizi enfeksiyonlardan korur” dedi.C vitamininin, fazla bekletilmesi durumunda kaybolabileceğini ifade eden Diyetisyen Uslu, bu vitaminin çok hassas olduğunu söyledi. Dr. Uslu, “Günlük sıvı alımının arttırılması ve enfeksiyonlardan korunmak için C vitamini alımı çok önemli. Bunu meyve suyu şekli, örneğin portakal suyu veya mandalina şeklinde tüketirsek, hem sıvı ihtiyacımızın giderilmesi hemde C vitamini tüketimi açısından çok önemli olur. Fakat bu meyvelerin sularının sıkıldığında hemen içilmesi gerekir, çünkü C vitamini çok hassas bir vitamindir ve hemen kaybolmaya meyillidir" diye konuştu.

"GÜNEŞTEN DAHA AZ FAYDALANDIĞINIZDA D VİTAMİNİ BULUNDURUN"

Kış ayında güneşten çok az faydalanıldığında, D vitamini öneren Uslu, bu vitaminin en önemli kaynağının balık olduğunu söyledi. Uslu, “Kış mevsiminde güneşten daha az faydalandığımız için D vitaminini daha az alırız. D vitaminini besinlerde çok fazla bulamayız. En önemli kaynaklarından biri balıktır. Çok az miktarda bulunmasına rağmen. Balık aynı zamanda iyot, selenyum ve omega 3 içerdiği için kış mevsiminde imkanlar dahilinde haftada 2 veya 3 defa tüketilmeli. E vitamini, A vitamininin oksit olmasını engeller ve aynı zamanda bizi hastalıklardan korur. Yeşil yapraklılar, fındık, ceviz gibi yağlı tohumlarda bulunur. Bu vitaminleri ana öğünlerimize ve ara öğünlerimize dengeli bir şekilde dağıtarak hastalıklardan korunabilir ve aynı zamanda kış mevsimini daha güzel bir şekilde geçirebiliriz" ifadelerini kullandı.

KIŞIN KARBONHİDRAT ALIMINI AZALTMALIYIZ

Kış mevsiminde daha az aktivite yapıldığı için kilo artışı olacağını ifade eden Uslu, bunun obeziteye neden olacağını söyledi. Basit karbonhidratlardan kaçınılması gerektiğini ifade eden Uslu, “Bunun dışında kış mevsiminde dışarıdaki aktivitemiz çok azdır ve kilo artışımız olacaktır. Daha çok yağlı besinlere ve şekerli besinlere yöneliriz. Daha az aktivitede bulunuruz. Kilo alırız, bu da obeziteye neden olur. Bu yüzden özellikle basit karbonhidratlardan kaçınmalı. Yani çayın şekerinden kaçınmalı ve kompleks hidratlara yönelmeli. Aynı zamanda egzersiz yapmaya yönelmeliyiz. Yağlı besinlerden uzak durmalı, özellikle kış geldi diye karbonhidrat ya da yağları arttırmamalıyız" dedi.

Copyright @ 2013 Hayallere Giden Yol. Designed by Elementx | Love for Siristatlı